Şimdi yükleniyor

Osmanlıca Metin Dilenci Kız- Süleyman Nesib + Şiir Tahlili

Edebiyatımızın hüzünlü yapraklarından biri olan Servet-i Fünun dönemi, genellikle bireysel acılar ve melankoli ile anılır. Ancak bu dönemin hassas kalemlerinden Süleyman Nesib, “Dilenci Kız” şiiri ile kışın dondurucu soğuğunu sadece fiziksel bir olay olarak değil, toplumsal bir sızı olarak da yüreğimize işler. Bu yazımızda; Süleyman Nesib’in “Dilenci Kız” şiirinin sözlerini, eserin derinlemesine tahlilini, günümüz Türkçesi ile anlamını ve meraklıları için Osmanlıca metnini sizlerle paylaşıyoruz. Bir kış günü, “şita-yı sefalet-aver” (sefalet getiren kış) tabiriyle betimlenen o soğukta, vicdanlara dokunan bu eseri yakından tanıyalım.

Süleyman Nesib Dilenci Kız Osmanlıca Metin 1
Süleyman Nesib Dilenci Kız Osmanlıca Metin

Süleyman Nesip – Dilenci Kız

kış ortasıydı… hava pek soğuktu, yerlerde
bir arşını mütecavizdi galiba karlar
soğuktu, hatıra geldikçe ellerim sızlar
o kış, evet o şita-yı sefalet-averde

sokakta dondu sanırdım kanım burudetten;
soğuk soğuk ciğerimden geçerdi bad-ı vezan!
yolumda her kimi görsem benim gibi nalan
olurdu titreyerek serdi-yi tabiatten.

bir akşam üstü… bütün donmuş ortaklık, herkes
telaş ile müteveccihti kendi hanesine
elinde bir yiyecek naklederdi lanesine.

erişti guşuma pek ince, pek küçük bir ses:
o karlar üstüne düşmüştü bir zavallı melek,
morarmış ağzı ile derdi: “bir dilim ekmek!”

Süleyman Nesib

Karlar Altında Bir Vicdan Muhasebesi: Süleyman Nesib ve “Dilenci Kız”

Şiirin Metni: Dilenci Kız

Öncelikle bu dokunaklı mısraları hatırlayalım:

Kış ortasıydı… hava pek soğuktu, yerlerde Bir arşını mütecavizdi galiba karlar Soğuktu, hatıra geldikçe ellerim sızlar O kış, evet o şita-yı sefalet-averde

Sokakta dondu sanırdım kanım burudetten; Soğuk soğuk ciğerimden geçerdi bad-ı vezan! Yolumda her kimi görsem benim gibi nalan Olurdu titreyerek serdi-yi tabiatten.

Bir akşam üstü… bütün donmuş ortaklık, herkes Telaş ile müteveccihti kendi hanesine Elinde bir yiyecek naklederdi lanesine.

Erişti guşuma pek ince, pek küçük bir ses: O karlar üstüne düşmüştü bir zavallı melek, Morarmış ağzı ile derdi: “Bir dilim ekmek!”

Süleyman Nesib

Şiir Tahlili ve İçerik Analizi

Süleyman Nesib’in bu eseri, Servet-i Fünun şiirinin genel karakteristiği olan “tablo gibi şiir yazma” (pitoresk) geleneğine uyar ancak konusu itibarıyla onlardan ayrılır.

1. Tema ve Duygu: Şiirin hakim duygusu “acıma” ve “çaresizlik”tir. Tema, kışın acımasızlığı karşısında savunmasız kalan bir çocuğun dramıdır. Şair, kışı sadece bir mevsim olarak değil, yoksullar için bir felaket (“şita-yı sefalet-aver”) olarak nitelendirir.

2. Dil ve Üslup: Şiirde, günlük konuşma dili ile dönemin ağır Osmanlıca tamlamaları iç içe geçmiştir.

  • Sade Söyleyişler: “Kış ortasıydı”, “Bir dilim ekmek”, “Hava pek soğuktu”. Bu ifadeler olayın gerçekçiliğini artırır.
  • Sanatlı Tamlamalar: Burudet (soğukluk), Bad-ı vezan (esen rüzgar), Serdi-yi tabiat (doğanın soğukluğu). Bu tamlamalar, şairin hissettiği ıstırabın derecesini yükseltmek için kullanılmıştır.

3. İmge Dünyası: Şair, dilenci kızı bir “melek” olarak tasvir eder. “Karlar üstüne düşmüştü bir zavallı melek” dizesiyle, kızın masumiyeti ile dünyanın (ve kışın) gaddarlığı arasında tezat oluşturur. “Morarmış ağız” imgesi ise, okuyucunun gözünde canlı ve sarsıcı bir sahne yaratır.

4. Yapı: Şiir, Servet-i Fünun döneminde sıkça kullanılan, Batı edebiyatından alınma Sone (Sonnet) nazım biçimine benzer bir yapıda (veya serbest müstezat tarzında) kurgulanmıştır. Ahenk, aruz vezni ve kafiye örgüsüyle sağlanmıştır.


Lügatçe: Bilinmeyen Kelimeler

Metni daha iyi anlamak isteyen okurlarımız için şiirde geçen bazı eski kelimelerin anlamları:

  • Arşın: Eskiden kullanılan, yaklaşık 68 cm’lik bir uzunluk ölçüsü.
  • Mütecaviz: Aşan, geçen.
  • Şita-yı sefalet-aver: Sefalet getiren, sıkıntı veren kış.
  • Burudet: Soğukluk.
  • Bad-ı vezan: Esen rüzgar.
  • Nalan: İnleyen, inleyici.
  • Müteveccih: Yönelmiş, dönmüş.
  • Lane: Yuva (Kuş yuvası, burada ev anlamında).
  • Guş: Kulak. (Erişti guşuma: Kulağıma geldi).

Şair Hakkında: Süleyman Nesib (Süleyman Paşazade Sami)

Asıl adı Süleyman Paşazade Sami olan şair, Süleyman Nesib müstear ismini kullanmıştır. Servet-i Fünun topluluğunun daha “sessiz” ve “içe dönük” şairlerinden biridir.

  • Edebi Kişiliği: Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin’in gölgesinde kalmış gibi görünse de, şiirlerinde son derece samimi, ince ve santimantal (duygusal) bir hava vardır. Aşk, tabiat ve melankoli başlıca temalarıdır.
  • Üslubu: Şiirlerinde musikiye ve ahenge büyük önem verir. Dili, dönemine göre oldukça pürüzsüz ve akıcıdır.
  • Hayatı: Eğitimci bir ailenin çocuğu olarak iyi bir eğitim görmüş, Fransız edebiyatını yakından takip etmiştir. “Dilenci Kız” gibi şiirlerinde gördüğümüz sosyal hassasiyet, onun sadece kendi iç dünyasına hapsolmadığını, çevresindeki acılara da duyarlı bir yüreği olduğunu gösterir.

Son Söz Süleyman Nesib, “Bir dilim ekmek!” nidasıyla biten bu şiirinde, okuyucuyu sadece edebi bir zevke değil, aynı zamanda vicdani bir sorgulamaya davet ediyor. Kışın o “mütecaviz” karları altında, sıcak evlerimize (hanelerimize) dönerken duyduğumuz o ince sesi bize yüzyıl ötesinden tekrar duyuruyor.

📏 Şiirin Aruz Vezni ve Teknik Analizi

Servet-i Fünun şiirinin musikiye verdiği önem, Süleyman Nesib’in bu şiirinde de kendini hissettirir. Şair, kışın dondurucu etkisini ve titreme hissini yansıtmak için kesik ve ritmik bir kalıp tercih etmiştir.

Kullanılan Vezin:

Şiir, aruzun Mefâilün / Feilâtün / Mefâilün / Feilün kalıbıyla yazılmıştır.

Bu kalıp, Türk edebiyatında hüzün ve melankoli temalı şiirlerde sıkça tercih edilen, akıcı ancak sondaki “Feilün” cüzü ile şiire ani ve çarpıcı bir bitiş hissi veren bir kalıptır.

🔍 Taktî (Vezin Uygulaması)

Şiirin ilk beyitini ve içerisinde geçen o meşhur tamlamaları vezin kalıbına göre şöyle duraklayarak (taktî ederek) gösterebiliriz:

1. Dize Analizi:

“Kış ortasıydı… hava pek soğuktu, yerlerde”

MefâilünFeilâtünMefâilünFeilün
Kış or ta sıydı ha va pekso ğuk tu yerler de
. — . —. . — —. — . —— .

(Not: İlk hece olan “Kış” kapalı (uzun) bir hecedir ancak veznin “Me” (açık) hecesine denk geldiği için burada zihaf sanatı yapılarak hece kısa okunur. Bu, şiirin ritmine sert bir giriş kazandırır.)

2. Tamlamaların Vezindeki Yeri:

İstediğiniz tamlamaların dize içerisindeki ahengi nasıl sağladığına bakalım:

  • “Şitâ-yı sefâlet-âver” (Sefalet getiren kış):Dize: “O kış, evet o şitâ-yı sefâlet-âverde”
    • Taktî: O kış e vet / o şi tâ yı / se fâ let â / ver de
    • Kalıp: Mefâilün / Feilâtün / Mefâilün / Feilün
    Burada “şitâ-yı” kelimesindeki uzatmalar ve “sefalet-âver”deki akış, veznin orta bloklarına (Feilâtün / Mefâilün) tam oturarak kışın uzun ve bitmek bilmez sıkıntısını ses olarak da hissettirir.
  • “Bâd-ı vezân” (Esen rüzgar):Dize: “Soğuk soğuk ciğerimden geçerdi bâd-ı vezân!”
    • Taktî: So ğuk so ğuk / ci ğe rim den / ge çer di / dı ve zân
    • Kalıp: Mefâilün / Feilâtün / Mefâilün / Feilün
    Şiirin en çarpıcı tamlaması olan “bâd-ı vezan”, dizenin sonundaki Feilün ( . . — ) kalıbına denk gelir. “Bâ” sesiyle rüzgarın esişi başlar, “dı ve zân” ile rüzgarın uğultusu sönümlenerek biter.