Ziya Paşa’nın Terkib-i Bend eseri, Tanzimat dönemi Türk edebiyatının sadece bir şiiri değil, aynı zamanda toplumsal ve bireysel bir ahlak manifestosudur. “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” ve “İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah” gibi bugün atasözü niyetine kullandığımız pek çok derin mana, bu muazzam manzumenin satır aralarında gizlidir. Bu yazımızda, Ziya Paşa’nın dünya görüşünü, devrin siyasi eleştirisini ve insan doğasına dair sarsıcı tespitlerini içeren bu ünlü eseri; Osmanlıca aslı, günümüz Türkçesi ve ayrıntılı tahliliyle mercek altına alıyoruz. Geçmişin bilgeliğiyle bugünün karmaşasına bir ayna tutmaya hazır mısınız?

Bir katre içen çeşme-i pür-hûn-ı fenadan
Başın alamaz bir dahi bârân-ı belâdan
Asude olam dersen eğer gelme cihâna
Meydâna düşen kurtulamaz seng-i kazadan
Sâbit-kadem ol merkez-i me’mûn-ı rızâda
Vareste olup dâire-i havf u recâdan
Dursun kef-i hükmünde terâzû-yı adalet
Havfın var ise mahkeme-i rûz-ı cezadan
Her kim ki arar bûy-ı vefa tab’-ı beşerde
Benzer ana kim devlet umar zıll-ı hümâdan
Bî-baht olanın bağına bir katresi düşmez
Bârân yerine dür ü güher yağsa semâdan
Erbâb-ı kemâli çekemez nakıs olanlar
Rencide olur dîde-i huffâş ziyadan
Her âkile bir derd bu âlemde mukarrer
Rahat yaşamış var mı gürûh-ı ukalâdan
Halletmediler bu lügazın sırrını kimse
Bin kafile geçti hükemâdan fuzelâdan
Kıl san’at-ı üstadı tahayürle temaşa
Dem vurma ger arif isen çün ü çiradan
İdrâk-i meali bu küçük akla gerekmez
Zîrâ bu terâzû o kadar sıkleti çekmez

Dehrin ne safa var acaba sîm ü zerinde
İnsan bırağur hepsini hîn-i seferinde
Bir reng-i vefa var mı nazar kıl şu sipihrin
Ne leyl ü nehârında ne şems ü kamerinde
Seyretti hava üzre denir taht-ı Süleyman
Ol saltanatın yeller eser şimdi yerinde
Hür olmak eğer ister isen olma cihanın
Zevkinde safasında gamında kederinde
Cânân gide rindân dağıla mey ola rizân
Böyle gecenin hayr umulur mu seherinde
Hayr umma eğer sadr-ı cihan olsa da bilfarz
Her kim ki hasâset ola ırk u güherinde
Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim
Gaflet ile görmez kuyuyu rehgüzerinde
Onlar ki verir lâf ile dünyâya nizâmât
Bin türlü teseyyüb bulunur hanelerinde
Ayînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde
Ben her ne kadar gördüm ise bazı mazarrat
Sâbit-kademim yine bu re’yin üzerinde
İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah
Yardımcısıdır doğruların hazret-i Allah
Ziya Paşa
1. Devir, Şahsiyet ve Eser Bağlamı
- Devir (Tanzimat I. Dönem): Doğu ile Batı arasında sıkışmış bir imparatorluğun sancılarını taşır. Bir yandan geleneksel divan edebiyatı formları (gazel, terkib-i bend) devam ederken, diğer yandan “adalet, hak, hürriyet, cehalet eleştirisi” gibi yeni temalar işlenir.
- Şahsiyet (Ziya Paşa): Ziya Paşa, Tanzimat’ın en çelişkili ve bu yüzden en “insani” figürüdür. Yenilikçidir ama eskiye bağlıdır; bürokrattır ama sistemi en sert eleştirenlerden biridir. Bu şiirde onun karamsar, tecrübeli ve bilge devlet adamı kimliği ön plandadır.
- Eser: Bağdatlı Ruhi’ye nazire olarak yazılan bu Terkib-i Bend, 19. yüzyıl Osmanlı toplumunun ahlaki ve siyasi bir röntgeni gibidir. “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” gibi dizeleriyle halkın dimağına kazınmış bir “hikmet” abidesidir.
2. Günümüz Türkçesi ile Anlamı
Ziya Paşa’nın dili, dönemin ağır Arapça-Farsça tamlamalarıyla yüklü olsa da, her beyit birer hayat dersi niteliğindedir:
- Giriş: Bu fani dünyanın kanlı çeşmesinden bir damla içen, artık bela yağmurundan başını kurtaramaz.
- Kader: Eğer huzur istiyorsan bu dünyaya gelme; çünkü meydanda olan (hayata atılan), kaderin fırlattığı taşlardan kurtulamaz.
- Adalet: Ceza gününün mahkemesinden korkun varsa, elindeki adalet terazisini her zaman dengede tut.
- İnsan Doğası: İnsan tabiatında vefa kokusu arayan, “Hüma” kuşunun gölgesinden zenginlik bekleyen (boş hayal kuran) gibidir.
- Liyakat ve Kıskançlık: Olgun kişileri, eksik ve cahil olanlar çekemez; çünkü yarasanın gözü ışıktan (bilgiden/hakikatten) rahatsız olur.
- Akıl ve Acı: Bu dünyada her akıllı kişi için bir dert mutlaka vardır. Akıllılar topluluğunda rahat yaşamış biri var mıdır?
- Sınır: Bu küçük akılla yüksek manaları kavramaya çalışmak yanlıştır; çünkü bu terazi o kadar ağır yükü çekmez.
- Eleştiri: Lafa gelince dünyaya nizam verenlerin evlerinde bin türlü düzensizlik ve ihmal bulunur.
- Sonuç: Kişinin aynası işidir, lafına bakılmaz; aklının derecesi yaptığı işte görünür. İnsana, kötülük görse de doğruluk yaraşır; çünkü doğruların yardımcısı Allah’tır.
3. Söz Sanatları ve Estetik Derinlik
Ziya Paşa, soyut kavramları somutlaştırarak (teşhis ve temsil) şiirine didaktik bir güç katar:
- Teşbih-i Belig (Güzel Benzetme): “Çeşme-i pür-hûn-ı fena” (Yokluğun kan dolu çeşmesi). Dünyayı, içenleri kana bulayan bir çeşmeye benzeterek dünyanın geçiciliğini ve acımasızlığını vurgular.
- Temsili İstiare (Eğretileme): “Dîde-i huffâş” (Yarasanın gözü). Burada cahil ve kıskanç insanlar “yarasa”ya, gerçek bilgi ve olgunluk ise “ışığa/ziyaya” benzetilmiştir. Işığın yarasanın gözünü acıtması gibi, cahil de bilgini görünce rahatsız olur.
- Teşbih (Benzetme): “Terâzû-yı adalet” (Adalet terazisi). Adaleti bir teraziye benzeterek, yöneticinin elinde tutması gereken hassas dengeyi somutlaştırır.
- Mübalağa (Abartma): Gökyüzünden yağmur yerine inci ve mücevher yağsa, talihsiz olanın bahçesine bir damla bile düşmez diyerek “nasip” ve “talih” kavramlarını en üst perdeden işler.
- İrsal-i Mesel (Atasözü/Deyim Kullanma): Şiirin en büyük gücü budur. “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz”, “Yardımcısıdır doğruların hazret-i Allah” gibi dizeler, şiir sanatı olmaktan çıkıp birer toplumsal kanun (atasözü) haline gelmiştir.
4. Genel Tahlil: “Bu Terazi O Kadar Sıkleti Çekmez”
Şiirin ana ekseni insanın acziyeti ve ahlaki dik duruşudur. Ziya Paşa, evrensel bir gerçeğe parmak basar: İnsan aklı sınırlıdır. Metafizik sırları ve dünyanın gidişatını tamamen çözmeye çalışmak, mutfak terazisiyle bir dağı tartmaya benzer (“Bu terazi o kadar sıkleti çekmez”).
Paşa’nın eleştirisi sadece kadere değil, aynı zamanda ikiyüzlü bürokrasiyedir. Dışarıda reformist takılan, dünyaya nizam vermeye çalışanların kendi özel hayatlarındaki ve karakterlerindeki “teseyyüb”ü (ihmalkarlığı) yüzlerine vurur. Şiirin finali ise tam bir tevekkül ve ahlak manifestosudur: Ne olursa olsun, ne kadar zarar görürsen gör; sadakat ve doğruluktan ayrılma.




