Türk halk edebiyatı ve kültürel metinlere olan ilgimiz, bize gösterir ki, Anadolu insanının kendine özgü, zengin bir ifade biçimi vardır. Ancak bu zenginlik, sözsüz iletişim kodları ve yerel referanslar söz konusu olduğunda, modern iletişim kanallarında büyük bir “gürültüye” dönüşebiliyor. www.bendelimiyim.com‘da bu hafta, hazırladığım iki yeni video üzerinden yola çıkarak, günlük hayatımızdaki en çarpıcı iletişim tıkanıklığı örneklerini inceliyoruz. Birinci videomuzda, dağ başındaki çobanın “Cık” diye verdiği cevabın iletişim bilimindeki karşılığı olan dönüt tıkanması fenomenini; ikinci videomuzda ise acil bir durumda dahi evrensel adresler yerine neden “Mahmıt Ağa’nın Seranın Yanı” gibi yerel kodların kullanıldığını analiz ediyoruz. İletişim kurallarını ihlal eden bu komik ve düşündürücü durumlar, ortak bilgi zemininin hayati önemini gözler önüne seriyor.
Hepimiz, iletişim kurmayı en iyi biz Türklerin bildiğini düşünürüz; misafirperverizdir, duygusalızdır ve çabucak kaynaşırız. Peki ya gerçekten en kritik anlarda, hayati bilgiler söz konusu olduğunda ne kadar “doğru” iletişim kurabiliyoruz?
Son hazırladığım iki kısa video, günlük hayatımızda o kadar içselleştirdiğimiz iki iletişim hatasını gözler önüne seriyor:
- Dönütün Gecikmesi/Yokluğu: Cevapsız kalan bir çığlık ve ertesi gün kahvede gelen tek heceli meşhur yanıt: “Cık… Dedik ya.“
- Referans Karmaşası: Acil bir durumda dahi, evrensel adresler yerine kullanılan yerel ve kişiye özel referanslar: “Mahmıt Ağa’nın Seranın Yanındayız!“
Bu makalede, bu iki olayı iletişim biliminin ışığında inceleyeceğiz ve yerel kodların modern dünyada neden “gürültü” yarattığını analiz edeceğiz.
I. Senaryo 1: Dönütün Tıkanması – “Cık” Demek Cevap Vermek midir?
🎬 Video 1: Keçiler ve Cevapsız Bir Bağırma (Ahmet Amca & Mehmet Amca)
İletişim, sadece mesajı göndermek değildir. Mesajın alıcıya ulaştığını ve anlaşıldığını teyit eden dönüt (feedback) mekanizmasıyla tamamlanır.
Videoda, Ahmet Amca çaresizce bağırıp (mesajı kodlayıp gönderiyor), Mehmet Amca duyuyor ve bakıyor (mesajı alıyor). Ancak Mehmet Amca’nın sessiz duruşu, Ahmet Amca’nın beklediği sözlü ve acil dönüt değildir. Ahmet Amca için bu, cevap yokluğu anlamına gelir.
Ertesi gün gelen o meşhur “Cık… Dedik ya” cevabı, dönütün ne kadar geciktiğini ve bağlamdan koptuğunu gösterir. Mehmet Amca’nın zihninde cevaplanmış olan (sessizlikle teyit edilen) durum, Ahmet Amca için çözülememiş bir problem olarak kalmıştır. Bu durum, yerel kültürümüzde yaygın olan “Baktım ya, anladın sandım” sözsüz iletişim kodunun modern iletişim beklentisiyle çelişmesidir.
II. Senaryo 2: Ortak Zemin Olmadan İletişim – Ambulansa Serayı Tarif Etmek
🎬 Video 2: Ambulans ve Yerel Referans (Ahmat Emmi Düştü)
İletişimin başarılı olmasının en önemli şartlarından biri, “Ortak Bilgi Zemini (Common Ground)” oluşturmaktır. Yani, göndericinin kullandığı kodun ve referansların alıcı tarafından aynı şekilde anlaşılması gerekir.
Videoda, hayat kurtaracak kritik bir iletişim anında, gönderici (telefon eden kişi), “Mahmıt Ağa’nın Serası” gibi sadece köydeki dar bir çevrenin bildiği bir referans kullanır.
Ambulans personeli ise evrensel kodlar (açık adres, cadde/sokak adı, numara) bekler. İşte burada iletişim kanalı tıkanır:
- Gönderici Kodu: Yerel, kişisel, kültürel (Mahmıt Ağa’nın Serası)
- Alıcı Kodu: Evrensel, resmi, standart (Açık Adres)
Gönderici için “Seranın Yanı” en net adrestir; ancak alıcı için bu bilgi, zaman kaybı yaratan bir gürültüden (noise) farksızdır. İletişim, alıcı merkezin ihtiyaç duyduğu formata çevrilemediği için tıkanmıştır.
Sonuç: Anlaşmak Yetmez, Doğru Anlaşmak Gerekir
Bu iki senaryo da bize şunu gösteriyor: İnsan iletişimi sadece sesin duyulmasından ibaret değildir. İletişimin başarılı sayılması için, dönütün doğru zamanda, beklenen formatta ve ortak kabul gören referanslarla gerçekleşmesi şarttır.
Siz de köy kahvesindeki sessizliğin benzer bir durumunu ya da yerel referans karmaşasını yaşadınız mı? (ben annemle yaşamıştım bir misafirliğe gidiyorduk bizi akrabamız karşılayacaktı ve telefonda annem karşıdaki kadına: “yolun hu yüzünde misiniz bu yüzünde misiniz diye sordu. Sonuç buluştuk tabi.)
Yorumlarda en komik iletişim tıkanıklığı hikâyelerinizi bekliyorum.