Nedim’in Koşması

Merhaba dostlar! Bugün, Osmanlı Divan edebiyatının önde gelen şairlerinden biri olan Nedîm’in hayatına ve eserlerine göz atacağız. Edebiyat tarihinde “Nedîm” adıyla bilinen Ahmet, İstanbul’un Beşiktaş semtinde doğmuştur. Evinin yerini şiirlerinde belirtmesi, belgelerle de desteklenmiştir (Erünsal 2009: 255-274).

1681 yılında dünyaya geldiği tahmin edilen Nedîm’in annesi, İstanbul’un fethinden sonra devlet hizmetinde bulunan Karaçelebizadeler ailesindendir. Babası ise Sultan İbrahim devri kazaskerlerinden Merzifonlu Mustafa Muslihittin Efendi’nin oğludur. Dedesi Muslihittin Efendi’nin kötü şöhreti nedeniyle bazı şairler, Nedîm’i “mülakkabzade” olarak tanımlamışlardır.

Nedîm, iyi bir eğitim almış ve klasik ilimlerin yanı sıra Arapça ve Farsça’yı da öğrenerek bu dillerde şiir yazacak kadar kendini geliştirmiştir. Müderrislik sınavını geçerek eğitim hayatına devam etmiş ve zamanla çeşitli medreselerde görev almıştır.

Lale Devri (1718-1730) olarak adlandırılan dönemde, Nedîm’in şairliği zirveye çıkmıştır. İbrahim Paşa’nın yükselişi, Nedîm’in dikkatini çekmiş ve şair, İbrahim Paşa’nın faaliyetlerini şiirleriyle övmüştür. Nedîm, aynı zamanda çeşitli medreselerde görev alarak meslek hayatında da başarı elde etmiştir.

Ancak, Patrona Halil İsyanı’nın patlak verdiği 1730 yılında Nedîm’in akıbeti belirsizdir. Bazı kaynaklara göre, isyan sırasında korkudan evinin damına çıkarak ölmüştür. Diğer bir iddiaya göre ise içkiye düşkünlüğü nedeniyle titreme hastalığından yaşamını yitirmiştir. Nedîm’in ölüm tarihi, 15 Rebiülahir 1143/28 Ekim 1730 olarak kayıtlara geçmiştir (Yöntem 1948: 109-121; Erünsal 2009: 255-274).

Nedîm’in mezarı Üsküdar Karacaahmet Mezarlığı’nda Miskinler kısmında bulunmaktadır. Ölüm tarihi, onun Lale Devri şiiri üzerindeki etkisiyle birlikte hatırlanmaktadır. Şairin eserleri, Divan edebiyatının önemli birer parçası olarak günümüze ulaşmıştır. Onun kaleminden çıkan dizeler, Osmanlı kültürünün ve tarihinin bir penceresini aralamaktadır.

Sevgili bendelimiyim.com okuru yazının bu kısmına kadar Nedim’in ve Osmanlı yüksek kültürünün ya da Divan Edebiyatı içinde yer alan kısmından bahsettik. Şimdi sırada Nedim’in halk edebiyatı ve divan edebiyatını birbirine yaklaştırı eserinde. Nedim 18. yüzyılda ilk koşmayı yazmıştır. Bu koşmayı aşağıda okuyabilirsiniz. Sonrasında ayrılmayın birlikte yorumlayıp anlamaya açıklamaya ve tahlil etmeye çalışacağız.

Koşma

Sevdiğim cemâlin çünkü göremem
Çıkmasın hayalin dil-i şeydadan
Hak-i paye çün ki yüzler süremem
Alayım peyamın bad-ı sabadan

Bu dörtlüğün ilk iki mısrasında, şair sevdiği kişinin güzelliğini görememenin ve sadece hayalinde canlandırmanın acısını dile getiriyor. “Cemâl” kelimesi, genellikle güzellik ve çekicilik anlamında kullanılır. “Dil-i şeyda” ifadesi ise aşk dilini simgeler. Dörtlüğün ikinci mısrasında şair, sevdiği kişinin yüz güzelliğini görememenin bir hüsran olduğunu ifade ediyor. “Hak-i paye” ifadesi, yüzü görememek nedeniyle haklı bir acı çekmek anlamına gelir. “Bad-ı saba” ise sabah rüzgarı anlamına gelir ve burada sevgilinin haberini almak için onun nefesini almak isteme metaforunu içerir.

Kebud-u çeşm birahm etti nigâhın
Âşıkların göğe çıkardı âhın
Sordum gerdeninden zülf-ü siyahın
Bir haber vermedi aktan karadan

Şair, sevgilisinin siyah gözlerinin kendisini etkilediğini ve aşıkların bu güzellik karşısında iç çektiğini ifade ediyor. “Âh” çekme, iç geçirme anlamında kullanılmış. Nedim, sevgilisinin siyah saçlarına olan hayranlığını dile getiriyor. Ancak, ona sorduğu sorulara sevgilisinin sessiz kalışı, cevapsız kalışı üzerinden bir hüzün ifadesi yaratılmış.

Sevdiğim bendene düşerse hizmet
Kapında kul olmak canıma minnet
Göre idim sende buy-ü mahabbet
İstediğim budur sen bivefadan

Bu dörtlükte Nedim, sevdiği kişiye hizmet etmeye hazır olduğunu ifade ediyor. “Kapında kul olmak” ifadesi, aşk ve bağlılıkla dolu bir hizmeti simgeler. Şair, sevgilisinin gönlündeki aşkı ve sevgiyi görmeyi umuyor. “Bivefadan” ifadesi, sevgilisinin samimiyetine vurgu yapar.

Nedima hüsnüne olmuştur âşık
Öyle bir âşık ki kavlinde sadık
Kerem’e ne kadar değilse lâyık
Ar etmez efendim şehler gedadan

Şair, kendi adını zikrederek kendisini sevgilisinin güzelliğine âşık birisi olarak tanımlar. “Kavlinde sadık” ifadesi, aşkını sadık bir şekilde ifade ettiğini belirtir. “Lâyık” ifadesi ise sevgilisinin güzelliğini ifade eden Kerem’e bir benzetme içerir. Bu koşma, aşk, özlem, güzellik ve bağlılık temaları üzerine kurulu bir yapıya sahiptir. Nedim, sevgilisinin güzelliği, saçları ve çektiği acılar üzerinden duygu yoğunluğu içeren bir anlatım kullanarak aşkını ifade etmiştir.

Bu koşma, aşk temasına odaklanmış, sevgilinin güzellikleri, özlemler, bağlılık ve aşkın içsel duygularını anlatan bir yapıya sahiptir. Koşma türü genellikle aşk, sevgi, güzellik gibi duygusal temaları işler ve kısa dizeden oluşur. Şair, sevgilisinin güzellikleri karşısında duyduğu özlemleri ve içsel çatışmaları anlatırken, koşma türünün özgün özelliklerini kullanarak duygularını ifade etmektedir.

Nedim, genellikle Divan edebiyatının geleneksel sanat anlayışını benimseyen bir şaidir. Divan edebiyatının kurallarına uygun, nazım birimlerine özen gösteren şiirleriyle tanınır. Ancak, bu koşma türündeki eseriyle Nedim, geleneksel Divan edebiyatı kalıplarından ayrılarak halk edebiyatının doğal ve samimi tonunu benimsemiştir.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

1 Cevap

  1. bendelimiyim dedi ki:

    Nedim’i anlatmak için divan şiirinin meşhur mazmunları ile bir kapak yapmıştım önceki bir yazıya ancak Nedim beni bile ters köşe yaptı bu koşma ile.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com