Süzme çeşmin gelmesin müjgan müjgan üstüne – gazel tahlili

Bu yazıda Rasih’in Süzme çeşmin gelmesin müjgan müjgan üstüne gazelinin tahlilini yapacağız. Öncelikle günümüz Türkçesine çevirerek başlıyoruz. Rasih’in günümüzde bile unutulmamasının asıl sebebi bir gazelidir denebilir. Çünkü, Türk edebiyatı içinde kendine has üslubuyla ayrı bir şöhrete sahip olan ve günümüze kadar dillerden düşmeyen meşhur gazeli, onun adını ebedîleştirmiştir. Rasih adını hatırlayamayanlar bile “süzme çeşmin” denilince gazeli hatırlarlar. 

Bu gazeli hatırlamamızın bir başka sebebi de Hababam Sınıfı’nda da bir beyitinin okunmasıdır. Söz konusu gazelin tamamı şöyledir.

Süzme çeşmin gelmesin müjgân müjgân üstüne
Urma zahm-ı sîneme peykân peykân üstüne
Rîze-i elmâs eker her açtığı zahma o şûh
Lûtfu var olsun eder ihsân ihsân üstüne
Dilde gam var şimdilik lûtfeyle gelme ey sürûr
Olamaz bir hânede mihmân mihmân üstüne
Yârdan mehcûr iken düşdük diyâr-ı gurbete
Dehr gösterdi yine hicrân hicrân üstüne
Hem mey içmez hem güzel sevmez demişler hakkına
Eylemişler Râsih’e bühtân bühtân üstüne

Rasih

Vezne göre şu şekilde okunmalı.

Rasih Süzme çeşmin

Günümüz Türkçesiyle:

  1. Gözünü süzme, kirpiklerin üst üste gelmesin ki bağrımın yarasına ok üstüne ok vurmuş olmayasın.
  2. O cana yakın güzel her açtığı yaraya elmas kırıntısı eker; ihsan üstüne ihsan ettiği için lütfü var olsun!
  3. Ey sevinç! Şimdilik gönülde gam var, sen lütfet te gelme; bir evde misafir üstüne misafir olamaz.
  4. Sevgiliden ayrı kalmışken bir de gurbet diyarına düştük; felek bize gene hicran üstüne hicran gösterdi.
  5. Rasih için: ‘Hem şarap içmez, hem de güzel sevmez. ’ demişler; hakkında iftira üstüne iftira etmişler.

Açıklamalar:

1. Süzme çeşmin, çeşmini (gözünü) süzme demektir.

Zahm-i sine: (f.is.t.) Göğsün yarası.

Burada olduğu gibi sevgilinin kirpiklerinin oka veya okun temrenine benzetilmesi eski şiirde pek çok kullanılmış bir teşbihtir.

Bu beytin kafiyeleri olan tekrarlanmış müjgân ve peykân kelimelerinden birincilerinin gân ve kân hecelerini, vezinde birer kapalı ve birer açık hece karşılığı olacak tarzda uzatarak okumak gerekir. İkincilerdeki n harfi, üstüne kelimesinin ilk hecesine karıştığı için, başta kalan ve heceleri, yalnız başlarına birer kapalı hece değerince uzatılmaktadır.

Diğer beyitlerin sonlarında tekrarlanan kelimeler de böyledir.

2. Rize-i elmas: (f.is.t.) Elmas kırıntısı.

Eski tıp kitaplarında, elmas’m öldürücü bir zehir olduğu ve yutulacak küçük bir elmas parçasının ölüme yol açacağı yazılıdır. Hatta, Hazreti Hasan’ın zevcesi tarafından elmas rizesi yedirilmek suretiyle zehirlendiği de eski tarihlere geçmiştir.

Bu beyitte, şair de, elmasın bu öldürücü hassasını hatıra getirerek sevgilisine serzenişte bulunuyor ve: ‘O bizi yaralamakla kalmıyor, yaramıza elmas kırıntısı serperek bir an önce ölmemizi kolaylaştırıyor. Bu da güzelin bize başka bir ihsanıdır. Allah razı olsun.” diyor.

3.Diyâr-ı gurbet : (f. is. ti.) Gurbet diyarı.
Bu beytin birinci mısraındaki yârdan kelimesinin yâr hecesiyle ikinci mısraındaki dehr kelimesini, vezinde birer kapalı ve birer açık hece karşılığı olacak surette okumalıdır.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

2 Cevaplar

  1. Arda dedi ki:

    Aşk çok güzel gazel manitaya hadiyelik

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com