Şiir Tahlili Beyaz Gölgeler, Celal Sahir Erozan

Merhaba sevgili okurlar. Bu yazıda sizlerle daha önce şu adreste Osmanlıca metin olarak paylaştığım Beyaz Gölgeler isimli şiiri tahlil edeceğiz. Celal Sahir Erozan‘ın bu eserini günümüz Türkçesine daha önce aktardığımız için işimiz sadece anlama ve anlamlandırma şeklinde olacak. Akademik bir dil yerine şiiri daha iyi anlama şeklinde tahliller yapmaya çalışıyorum. Bu şekilde şiirden en fazla edebi zevki tatmanın yollarını arıyoruz birlikte. İyi okumalar.

Celal Sahir Erozan Kimdir?

Eseri anlamak için mutlaka yazarı yakından tanımamız lazım. Bu yüzden kısaca bilgi vermem gerekiyor. Özellikle şairin yaşadığı dönem eser verdiği edebi dönem edebi dergi gibi özellikler kullandığı temalar hakkında bizlere daha fazla ipucu veriyor. Şairin dilinden anlamamız için bunlar şart.

Celal Sahir Erozan, 29 Eylül 1883 tarihinde İstanbul’da doğdu. Babası Osmanlı Devleti’nde çeşitli idari görevlerde bulunan İsmail Hakkı Paşa, annesi ise edebiyata ilgi duyan Fehimet Nüzhet Hanım’dı. Celal Sahir’in eğitim hayatı Nümune-i Terakki, Davut Paşa Deniz Rüştiyesi ve Vefa İdadisi’nde geçti.

Çocuk yaşlardan itibaren “şair çocuk” olarak tanınan Celal Sahir, II. Abdülhamit tarafından kabul edilmiş ve “liyakat nişanı” ile ödüllendirilmiştir. Eğitimini tamamladıktan sonra Hukuk bölümünden ayrılarak 1903’te Hariciye Nezareti’nde memurluğa başlamıştır. Özel hayatında birkaç evlilik yapmış, aile içinde huzursuzluklar yaşamıştır.

Edebi kariyerine Servet-i Fünun dergisinde yayımlanan şiirleriyle adım atan Celal Sahir, Fecr-i Ati topluluğuna katılmış ve bu topluluğun başkanlığını üstlenmiştir. Aynı zamanda Servet-i Fünun dergisinin yönetimini üstlenerek bu dergiyi Fecr-i Ati’nin yayın organlarından biri haline getirmiştir.

Erozan, Milli Edebiyat hareketinden sonra Türkçülük akımının yayılmasına katkıda bulunmuş, Dil Komisyonu üyeliği gibi görevlerde yer almıştır. 1933 yılında verem hastalığına yakalanmış, hastalık daha sonra akciğer kanserine dönüşmüştür. 16 Kasım 1935 tarihinde İstanbul’da vefat etmiş ve Bakırköy Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Celal Sahir Erozan, Servet-i Fünun dönemi şairlerinden biri olarak, edebiyata ve dilin sadeleşmesine olan katkıları ile tanınır. Aynı zamanda siyasi ve kültürel etkinliklere de katılmış, Türkçülük hareketinin yayılmasında önemli bir rol oynamıştır.

Beyaz Gölgeler

Bir gündü – ne gün, bilmiyorum, kaç sene oldu
Âfâk-ı dimâğımda o mâzî-i kebûdî
Zulmetlere gark etti uzun bir şeb-i hicrân. –
Yalnız ikimiz bir ebedî ân-ı perişân
İmrâr ederek rûhumuz artık tutuşurken
Bir vecd-i muvakatten uyanmış gibi birden,
Bir hande-i mahmûr u semâ-renk ile meşhûn
Çeşminde bir endişe-i nevzâd ile sordu:
-Sâhir neye benzer senin eş’ar-ı garâmın?
-Bir tûde-i zulmet
-Ne dedin ?
-Rûhu zalâmın…
-Yok bunlara hiç benzemiyor doğrusu Sâhir ?
Onlarda ne var, söyle kuzum, zulmete dair –
-Beynimde derin bir gece var, her ne doğarsa
Bir hi’lat-i şeb-renk ediyor üstüne iksâ
Ben benzetemem onları hiçbir şeye.
-Sus sen.
Ooh, onları bir gölgeye teşbîh ederim ben
Bir gölge, fakat benzemiyor başka zılâle:
Bir gölge ki ihsâs ediyor kalb ü hayâle:
Bir sine-i pür-hiss ile aşk-ı mükedder,
Bir rûh ki ufkunda gezer mâî güneşler…
Biz müzehher hülyâ-yı mukaddeste açılmış
Zambak gibi bî-şaibe, şafak u leben-fâm,
Yahut da beyaz bir krizantem, hani her kış
Mutlak taşırım kalbimin üstünde her akşam…
Onlar gibi bir gölge beyaz, saf u ziyâ-dâr!
Âfâk-ı dimağımda doğan neyyîr-i ilhâm
Döndükçe şuaâtını efkârına, onlar
Hep sîne-i evrâkı eder ma’kes-i ârâm…
Celal Sahir Erozan (8 Haziran 1325)

Bir gün oldu – hangi gün olduğunu bilmiyorum, kaç yıl geçti bilemiyorum. Zihnimi kaplayan eski ve karanlık günleri, aşkın gölgeleriyle dolu bir aşk gecesine dönüştürdü. – Sadece ikimiz, sonsuz bir hüzün anında, ruhlarımız birbirine karışırken, aniden uyanan bir coşkuyla, sarhoş bir neşe ve gökyüzünün rengiyle ünlü bir mutluluk içinde, o endişeli bir bakışla sordu:
“Sâhir, senin aşk şiirlerin neye benziyor?”
“Bir zulmet çiçeği.”
“Ne dedin?”
“Zalimlerin ruhu…”
“Hayır, gerçekten hiç benzemiyor mu, Sâhir? Onlarda ne var, söyle bebeğim, zulme dair ne?”
“Zihnimde derin bir gece var. Her şey doğduğunda, üzerine bir gecenin gölgesi düşüyor. Onları hiçbir şeyle benzetemem.”
“Sus sen.”
“Oh, ben onları bir gölgeye benzetirim. Ama bu gölge, başka hiçbir şeye benzemiyor. Bir gölge, ancak kalp ve hayal hissedebilir. Bir hissiyat ile örtülü aşk, belirgin bir ruh ile dolu, ufuktaki mavi güneşlerle dolu…”
“Şimdi sus, Sâhir.”
“Ah, onlar gibi beyaz, saf ve değerli bir gölge! Zihnimde doğan ilhamın ışıkları dolaştıkça, düşünceleriyle oynarlar ve her zaman utanç kuyusunu kalbimin içine sokarlar…”

Tema: Şiirin temel teması, aşkın ve duygusal bağın, karanlık ve hüzünlü geçmişin gölgelerini aydınlatabilecek güçte olduğudur. Şair, aşkı beyaz ve saf bir gölge olarak tasvir ederek, bu temayı işler. Aynı zamanda, zıtlıklar arasındaki çatışmayı ve aşkın gücünü vurgular.

Anlam: Şiir, geçmişin karanlık anılarından aydınlığa geçişi sembolize eder. Şair, aşkın ve duygusal birlikteliğin, zorlukların ve hüzünlerin üzerine bir neşe ve ışık getirebilecek bir güç olduğunu ifade eder. Beyaz gölgeler, saf ve temiz duyguların, geçmişin zulmetlerini aydınlatma potansiyelini simgeler.

Söz Sanatları: Şiirde kullanılan söz sanatları, özellikle teşbih ve benzetmeler aracılığıyla dikkat çeker. “Bir tûde-i zulmet” ifadesiyle aşkın zulmü, “bir hi’lat-i şeb-renk” ile duygusal bir coşku ve “gölge” metaforuyla aşkın özelliği tasvir edilir. Şair, dilin estetik kullanımıyla duygulara seslenir.

Şairin Eserde Yarattığı Anlam Derinliği: Celal Sahir Erozan, eserinde aşkın gücünü ve duygusal birlikteliğin geçmişin karanlığını aydınlatabilecek potansiyelini vurgular. Beyaz gölgelerin metaforu, duygusal bağın temizliği ve aşkın aydınlatıcı etkisi üzerine derin bir düşündürme yaratır. Şair, duygusal bir yolculuğun insanı ne kadar zenginleştirebileceğini ve aydınlatabileceğini anlamamıza katkıda bulunur.

Şairin Kişiliği: Şair, duygusal derinliği ve aşkın gücünü vurgulayan romantik bir temaya sahip olarak görülüyor. Metaforları ve imgeleri kullanma becerisi, şairin duygularını ifade etme ve okuyucuya hissettirme yeteneğini gösterir. Ayrıca, aşkın ve güzelliklerin övgüsünü yapan bir estetik anlayışa sahiptir.

Edebiyat Tarihi: Celal Sahir Erozan, Türk edebiyatının 20. yüzyılın ortalarında ve sonlarında etkili olan romantik akımların bir temsilcisidir. Eserdeki lirik ton, çağdaş Türk şiirinin romantik geleneğini sürdürürken, aynı zamanda modern bir dille ifade bulur. Beyaz Gölgeler kitabı 1909’a kadar yazdığı şiirleri içerdiğinden kategori seçerken de Servet-i Fünun dönemini seçtim. Aslında şairin ömrü Cumhuriyet Dönemini de kapsıyor ancak bu eser Servet-i fünun dönemine ait bir şiir olduğu için kategorilemeyi o şekilde yaptım. Bu konuda bana katılmayan bendelimiyim.com okurları mutlaka olacaktır. Bu konudaki fikirlerinizi yorumlarda belirtebilirsiniz.

Edebi Satanlar Açısından: Şiir, aşkın gücünü ve insan ruhunu aydınlatan duygusal bağların değerini vurgular. Estetik imgeler ve güçlü metaforlar, eserin edebi değerini artırır. Şairin dil kullanımındaki incelik, şiirin estetik bir lezzetle okunmasını sağlar.

Sonuç olarak, Celal Sahir Erozan’ın “Beyaz Gölgeler” adlı şiiri, aşkın gücü ve duygusal birlikteliğin geçmişin gölgelerini aydınlatabilecek potansiyelini derin bir anlamla işleyen etkileyici bir eserdir.

Daha fazla şiir tahlili için yazılarıma yorum yapmayı unutmayın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com