Şevki Yok şiir tahlili Recaizade Mahmut Ekrem

Recaizade Mahmut Ekrem’in Şevki Yok adlı şiiri, Tanzimat Edebiyatı döneminin önemli eserlerinden biridir. Şiir, ayrılık ve bahar temalarını işler. Şair, sevgilisinden ve ölen oğlu Şevki’den uzak kaldığı için baharın güzelliklerini hissedemez. Burada tevriyeli bir anlatım tercih etmiştir. Şair baharın sembollerini acılı bir şekilde anlatır. Şiirin son mısrası olan “Geldi amma n’eyleyim sensiz bahârın şevki yok!” dizesi, şiirin ana fikrini özetler. Şiirin biçim olarak da özellikleri vardır. Şiir, beş mısralık aruz şiiri olan muhammes türündedir. Şiirin kalıbı failatün failatün failatün failün’dür. Bu kalıpla yazılan behre remel-i müsemmen-i mahzuf denir. Şiirin ilk dört mısrası birbirine kafiyelidir. Son mısra ise rediftir, yani tekrarlanan mısradır. Şiirin adı olan Şevki yok, hem baharın neşesi anlamındaki şevk hem de şairin oğlunun adı olan Şevki’nin adıdır. Şair, oğlunu kaybettiği için de bu şiiri yazmıştır. Bu şiiri okuyanlar, hem şairin duygu dünyasına hem de dönemin edebi akımına tanıklık ederler.

Bu eser, Recaizade Mahmut Ekrem’in bir muhammes şiiridir. Muhammes, beş mısralık aruz şiiridir. Şiirin kalıbı failatün failatün failatün failün’dür. Bu kalıpla yazılan behre remel-i müsemmen-i mahzuf denir. Şiirin ilk dört mısrası birbirine kafiyelidir. Son mısra ise rediftir, yani tekrarlanan mısradır. Şiirin konusu ise ayrılık acısı ve baharın sevincini paylaşamamaktır. Şair, Şevki’den ayrı kaldığı için baharın güzelliklerini fark etmez. Gül, sümbül, bülbül, ırmak, rüzgar, çiğ, lale, ay gibi baharın sembollerini acılı bir şekilde tasvir eder. Şiirin sonunda da “Geldi amma n’eyleyim sensiz bahârın şevki yok!” diyerek duyduğu hüznü dile getirir.

Recaizade Mahmut Ekrem (1847-1914), Tanzimat döneminin önemli şair ve yazarlarından biridir. Şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanmış, ancak divan şiirinin ağır ve süslü dilinden uzaklaşarak daha sade ve anlaşılır bir üslup benimsemiştir. Şiirlerinde aşk, tabiat, hasret, ölüm gibi temaları işlemiş, duygu ve hayal gücünü ön plana çıkarmıştır.

ŞEVKİ YOK

1.
Gül hazin… sünbül perîşân…Bağzârın şevki yok
Dertnâk olmuş hezâr-ı nağmekârın şevki yok
Başka bir hâletle çağlar cûybârın şevki yok
Âh edip inler nesîm-i bî-karârın şevki yok
Geldi amma n’eyleyim sensiz bahârın şevki yok…

2.
Farkı yoktur giryeden rûy-ı çemende jalenin.
Hûn-ı hasretle dolar câm-ı safâsı lâlenin.
Meh bile gayretle âğûşunda ağlar hâlenin!
Gönlüme te’sîri olmaz âteş-i seyyâlenin.
Geldi amma n’eyleyim sensiz bahârın şevki yok!

3.
Ruha verdikçe peyâm-ı hasretin her bir sehâb..
Cana geldikçe temâşâ-yı ufuktan pîç ü tâb..
İhtizaz eyler çemen.. izhâr eder bin ıztırâb:
Hem tabiat münfâil hicrinle.. hem gönlüm harâb..
Geldi amma n’eyleyim, sensiz bahârın şevki yok!

Recaizade Mahmut Ekrem

Günümüz Türkçesiyle:

Gül hüzünlü… sümbül perişan… Bahçenin neşesi yok.
Bin ağlayanın derdine düşmüş, nağme söyleyenin neşesi yok.
Başka bir haliyle çağlar çuğunu yakanın neşesi yok.
Ah edip inler, usanmış rüzgarın neşesi yok.
Bahar geldi ama ne yapayım, sensiz baharın neşesi yok…

Çemenlerin yüzünde gezinen rüzgarın farkı yok.
Hasret kanıyla dolu lalenin camı bile ağlar haliyle.
Sığınıp yattığımda bile mehtap bile ağlar haliyle!
Sonsuz ateşin etkisiyle kalbimdeki yanan ateşe dokunamam.
Bahar geldi ama ne yapayım, sensiz baharın neşesi yok…

Ruhuma her bir bulutun özlem mesajıyla…
Gözlerim ufuktaki görüntüleri izleyip acı çekiyor.
Çimenlerin uğultusu acılarımı anlatıyor, binlerce acı.
Hem doğanın öfkesiyle hem de kalbimin yıkımıyla…
Bahar geldi ama ne yapayım, sensiz baharın neşesi yok…

Şiirin İncelenmesi:

Recaizade Mahmut Ekrem‘in “Şevki Yok” adlı eseri ve üç bölümden oluşur. Şiir, baharın güzelliğini anlatırken, aynı zamanda özlemin, hasretin ve kaybın yarattığı hüznü de ifade eder. Şair, baharın güzelliğini anlatırken, kaybın getirdiği hüznü de işaret ederek “Şevki Yok” diyerek baharın neşesinin olmadığını ifade eder.

İlk bölümde, gül ve sünbül gibi bahar çiçeklerinin hüzünlü halleri anlatılırken, “Bağzârın şevki yok” dizesinde baharın neşesinin olmadığı vurgulanır. Dertli insanların üzüntüleri de baharın neşesini yok eder. Şair, “nesîm-i bî-karârın şevki yok” dizesinde, huzursuz ve sıkıntılı havanın da baharın neşesini yok ettiğine dikkat çeker.

İkinci bölümde, “giryeden rûy-ı çemende jalenin” dizesinde baharın güzellikleri anlatılırken, “Hûn-ı hasretle dolar câm-ı safâsı lâlenin” dizesinde özlemin acısının, baharın güzelliklerini gölgelediği ifade edilir. Şair, “Âteş-i seyyâlenin” dizesinde de, hasretin yarattığı acının, kalbine alevler gibi düştüğünü ifade eder.

Üçüncü bölümde, “peyâm-ı hasretin her bir sehâb” dizesinde, özlemin ve hasretin bulutlarından peyda olan yağmurun, cana huzur getirmediği ifade edilir. Şair, “İhtizaz eyler çemen” dizesinde, özlem yüklü çiçeklerin ıztırabı ile baharın güzelliğinin hüzne dönüştüğüne dikkat çeker. Son olarak, “hem tabiat münfâil hicrinle.. hem gönlüm harâb” dizelerinde, doğanın yıkımı ve şairin yıkılmış kalbi arasında bir paralellik kurulur ve şair, sensiz baharın neşesinin olmadığını tekrar ederek şiiri sonlandırır.

Genel olarak, şiirde baharın güzelliği ve neşesi ile birlikte, özlemin, acının, hasretin ve kaybın da yarattığı hüznü ifade edilir. Şair, “Şevki Yok” diyerek baharın neşesinin olmadığını vurgulayarak, Oğlu Şevki’nin kaybının getirdiği hüznü anlatır.

Şiirdeki söz sanatları:

Şevki Yok isimli şiiri, Recaizade Mahmut Ekrem’in en tanınmış eserlerinden biridir. Şiir, beşeriyetin acılarını ve sevgiliden ayrılığın verdiği ızdırabı anlatır. Şiirde bahar mevsimi, sevgilinin yokluğunda neşesini yitirmiş bir tabiat tasviriyle verilir. Gül, sümbül, bülbül, ırmak, rüzgar, çiğ, lale, ay gibi tabiat unsurları şairin duygu durumunu yansıtır. Şiirde ayrılık acısının etkisiyle tabiatın da can çekiştiği izlenimi verilir.

Şiirde kullanılan söz sanatları şunlardır:

  • Teşbih: Bir varlığı veya kavramı başka bir varlık veya kavramla benzeterek anlatma sanatıdır. Örnekler:
  • “Gül hazîn… sünbül perîşan…” (Gül ve sümbül insanlara benzetilerek onların duyguları ifade edilmiştir.)
  • “Meh bile gayretle âğûşunda ağlar hâlenin!” (Ayın halenin ortasında ağladığı söylenerek ona insan özelliği verilmiştir.)
  • “Âteş-i seyyâlenin” (Akıcı ateş olarak tanımlanan güneşe teşbih yapılmıştır.)
  • İstiare: Bir varlığı veya kavramı başka bir varlık veya kavramla yer değiştirerek anlatma sanatıdır. Örnekler:
  • “Hûn-ı hasretle dolar câm-ı safâsı lâlenin.” (Lalenin neşe kadehi olarak nitelendirilen yaprağına hasret kanının dolduğu söylenerek istiare yapılmıştır.)
  • “Rûha verdikçe peyâm-ı hasretin her bir sehâb..” (Bulutların ruha hasret haberini verdiği söylenerek istiare yapılmıştır.)
  • Tezat: Birbirine zıt anlamlı kelimeleri veya kavramları yan yana getirerek anlatma sanatıdır. Örnekler:
  • “Geldi ammâ n’eyleyim sensiz bahârın şevki yok!” (Baharın gelmesiyle sevinç duyulması beklenirken sevgilinin olmamasından dolayı üzüntü duyulduğu ifade edilmiştir.)
  • “Farkı yoktur giryeden rûy-ı çemende jâlenin.” (Çiy tanesinin bahçedeki çiçeklerin üzerinde parlamasıyla girdenin yani çürük meyvenin bahçede olması arasında fark olmadığını söyler.

Yazılarıma yorum yapmanız beni daha fazlası için motive ediyor. Şimdiden teşekkür ederim.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com