Naili Gazel Tahlili – Bigane-i muhabbetün olmaz gam-aşina

Merhabalar bu yazıda sizlerle birlikte Naili‘nin Bigane-i Muhabbetün olmaz gam-aşina ile başlayan gazelini tahlil edeceğiz. Naili‘nin Yem-i ateş-huruş-ı dilde oldukça sükun peyda mısrası ile başlayan gazeli daha önce tahlil etmiştik. Gelecek yazılarda yine Naili‘nin başka gazellerini de tahlil etmeye devam edeceğiz.

Bigâne-i muhabbetün olmaz gam-âşinâ
Ey dâğ-ı derdin eylemeyen merhem-âşinâ

Ey derdinin yarasını merheme aşina etmeyen sevgili, gama aşina olan aşkın yabancısı olmaz.

Gam üzüntü ve keder, ıztırap manevi acılardır ve bu acılar günüle aittir. Eskiden yaralar kızgın demirle dağlanarak mikropları öldürülürdü. O zamanlar antibiyotik olmadığı için çare bu şekilde bulunmuştu. Beyitte de “dâğ” kelimesi ile yaranın yani gönül yarasının iyileştirilmesi için dağlanmasını belirtmiştir. Merhem kelimesinin çare anlamı da vardır.
Beytin ikinci mısrasında “derdini verip dermanını vermeyen” anlamında yakınma vardır. Sevgiliye sitem edilmektedir.

Gam çekmeyen, gama alışmayan sevgiliyi ve onun sevgisini kazanamaz. Aşktan yoksun olanın yani aşık olmayanın aşktan gamı, kederi olmaması doğaldır. Bu yönüyle tasavvufi göndermeleri de olan bir beyittir.

Rûyun ki Kabe-i dil-ü cândır olur mu hiç
Leb-teşne-i zülâl-i gamun zemzem-âşinâ

Yüzün gönüllerin ve canların Ka’besidir. Hiç gamın temiz, berrak suyuna dudağı susamış olan zemzem ister mi?

Beyitte yüz Ka’beye; gam zülâle benzetilmiş, yüz temizlik ve parlaklığı bakımında suya benzetilmiştir. Yüz, tasavvufta vahdettir. Gönüller ve canlar, yani manevi ve maddi olan bütün varlıklar Ka’be çevresinde dönerler.

Normalde gam, acı ve ıstırap demektir. Normal insanlar gam keder istemez ve bunlardan kaçar. Oysa mutasavvıf için öyle mi? O gam ister. Gamı istemek, tasavvufta aşılan bir haylı yolun sonucudur. Ulaşılan bir manevi mertebedir. artık neşeyle keder, sevinçle gam arasında bir fark kalmamış demektir. Bu manevi olgunluğa ulaşan yani gama susayan artık zemzem istemez. Zemzem kutsal bir sudur ancak o da bu dünyaya aittir.

Vahdeti isteyen kesreti istemez. Bu dünyaya ait olanı değil Allah’ı ister. Sevgili bendelimiyim.com okuyucuları aslında bu konuyu daha da uzatabiliriz. Zemzemin ortaya çıkışı bildiğiniz gibi Hz. İsmail’in topuklarını yere vurmasıyla çıkmıştır. Bu da susuzluk çeken bebek İsmail’e ve sonrakilere Allah tarafından gönderilmiş bir armağandır. Beyitte de Naili zemzem ile susuzluğunu gidermek istemez. O Allah’ı ister.

Sûr-ı safâ-yı vuslata olmaz firîfte
Halvet-gûzîn-i hecrün olan mâtem-âşinâ

Ayrılığıyla yalnız kalıp oturan, kedere alışkın kimse, kavuşma eğlencesinin neşesine kanmaz

Neşe, sevinç geçici ve aldatıcı duygulardır. Oysa ıstırap insanı olgunlaştıran bir duygudur. Bu beyitte Naili Ayrılığın hüznünü, kederini kavuşmanın mutluluğuna tercih ediyor. Mateme dost olmuş durumda. Mateme, hüzne öyle alışmış ki kavuşursa keder dediği dostundan ayrılacak olduğundan kavuşmaya tercih ediyor ayrılığı.

Şair beyitte tasavufi bir aşktan söz ediyor. Öyle ki bu aşk için çekilen çilenin kutsallığından dolayı kavuşmaya tercih ediyor. Fenafillah yolculuğunda mutasavvıfın çektiği çilenin kutsiyetinden bahsediyor.

Bigânedir nigâhı gibi lutfı da dile
Olmış o şûh ile tutalım âlem âşinâ

O şuh sevgili ile bütün dünya dost da olsa bakışı gibi lütfu da gönüle yabancıdır.

Beyitte sevgilinin vefasızlığından sitem edilmiş. Herkesle aşinadır, herkesi tanır ama aşığa ne bakar ne de lütfunu gösterir. Tanrı aşkı herkeste tecelli etmez. Herkes onu bilir onu tanır ama herkes onu sevemez. Her gönül onu kavrayamaz. Ancak gönlünü saf ve temiz tutan kesretten yani çokluktan bu dünyadan gönlünü ayırabilen arındırabilen kişi onu sever. Onu sevmesi demek Tanrının tecellisindendir.

Ermez mi Nâ’ilî dem-i subh-ı hidâyete
Olmaz mı gonce-zâr-ı emel şebnem-âşinâ

Naili aydınlığa çıkma yolunun sabahının o mutlu anına ermeyecek mi? Onun arzu goncalığı hiç şebnem tanımayacak mı?

Şebnem sabahları erken saatlerde yapraklarda görünen bir su damlacığıdır. Güneş ve su bitkileri besler büyütür. Temizliğin ve saflığın sembolü sudur. Hidayet ise doğru yoldur.

Şair beyitte doğruyu bulma, aydınlığa kavuşma sabahını güneşin doğduğu o güzel sabahı göremeyecek miyim? diye sorar. Tanrı’nın aydınlığından bir damla gelmeyecek mi? diye sorar. Şebnem’in ömrü kısadır kısacık bir anda buharlaşır ya da düşer kaybolur. Fenafillaha ulaşmak isteyen dervişin hali de bunun gibidir.

Gonca vahdettir. fakat sabah vakti açılır ve gül olur. Gül ise kesrettir. Fenafillaha ulaşacağı sırada kesretin engelleri mutasavvıfı engeller.

bu yazıda Naili gazel tahlili yaptık. Başka yazılarda görüşmek üzere.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com