Gönlüm Şiir Tahlili

Merhabalar bu yazıda sizlerle Orhan Seyfi‘nin Gönlüm isimli eserini tahlil edeceğiz. Daha önce Osmanlıca metin olarak sizlerle paylaşmıştık.

Benim gönlüm bir kelebek,
Dolaşıyor çiçek çiçek.
Tükenecek ömrü böyle
Çırpınarak, titreyerek.

Ne şerefli bir adı var,
Ne bir büyük maksadı var.
Her gün biraz zedelenen
İki ipek kanadı var!

Sabırlıdır, gözü toktur,
Zavallının derdi çoktur.
Yorulunca konacağı
Bir yuvası bile yoktur.

Her şey ona karşı durur:
Güneş yakar, kış dondurur.
Bazı tutar kanadından
Bir fırtına yere vurur.

Benim gönlüm bir kelebek,
Dolaşıyor titreyerek.
Zavallının bir baharlık
Ömrü böyle tükenecek!

Orhan Seyfi Orhon

Gönlüm Şiir Tahlili

Ziya Gökalp’ın etkisinde kalarak Birinci Dünya Savaşı yıllarında, Orhan Seyfi Orhon da aruz ölçüsünden hece ölçüsüne geçerek Osmanlıcadan Türkçeye uygun ve günlük konuşmaya uygun şiirler yazan şairlerden biridir.

Orhan Seyfi, Türkçülerin ileri sürdüğü sade anlatım tarzını estetik açıdan beğendi ve milliyetçi bakış açısıyla hayata baktı. Ancak, şiirlerini sosyal, politik ya da ideolojik bir içerikle doldurmak yerine, mistik veya dini bir hava da katmadı. Hafif bir yaşam tarzına sahip, hayattan keyif alan ve her şeye biraz alaycı bir gözle bakan bir tip olarak görünüyor.

“Fantezi” başlığıyla bazı şiirlerindeki duygusal tarzı ifade eden Orhan Seyfi, Gönlüm şiiriyle hayata karşı aldığı tavırla ilgili bir örnek sunuyor. Şair, gönlünü kelebeğe benzetiyor ve kelebeğin hafif, zarif, narin ve kolay incinen bir varlık olduğunu vurguluyor. Kelebek hiçbir zaman tek bir yerde kalmayarak çiçekten çiçeğe uçar.

Bu sembol, şiirin baştan sona hüküm sürmesi sayesinde, şiirin ritmine de etki ediyor. Kısa 4+4’lük vezin, kelebeğin hareketliliğine uygun bir şekilde tasarlanmıştır. Mısraların çoğu küçük bir cümleyi oluşturduğu için, kelebeğin durmadan değişen hareketlerine uyum sağlar. Şair, ilk dörtlüğün üçüncü ve dördüncü mısralarını değiştirerek tekrar ederek bir ahenk sağlıyor.

Kelebek sembolü şiirde neşe ve sevinç yerine hüzün ve acıma duygularını uyandırıyor. Kelebeğin ince ve zarif varlığı, dünyanın sertliği ve katılığı arasında bir tezat yaratıyor. İki ipek kanadı her gün zedelenen kelebeğe karşı her şey mücadele ediyor: Güneş yakıyor, kış donduruyor. Fırtınalar kanadını tutup yere çarpabiliyor.

Bu tavır, Türkçülerin güçlü kudret ve iradeye verdiği önemden ziyade Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati şairlerinin duygu tarzlarına yakın bir görünüme sahiptir.

Türkçüler, sadece Türkiye’yi değil, tüm Türk dünyasını kurtarma amacı taşıyorlardı ve bu ideal onlara güçlü hayaller aşılamıştı. Orhan Seyfi’nin kelebeği veya ruhu ise şerefli bir adı veya büyük bir amacı olmadan sadece çiçekler arasında gezinerek eğlenmek istiyordu.

Aşk, insanlara bireysel olarak büyük güç vermesinin yanı sıra, din veya ideolojiler kadar etkilidir. Ancak kelebek duyarlılığına sahip bir insan, bu duygu için derin bir tutku yerine hafif bir çapkınlık seviyesinde güzel şeyler arayacaktır. Orhan Seyfi’nin şiirleri de daha çok aşk konularını ele almış, bu duyguyu kelebek gibi hafif bir şekilde işlemiştir.

Başka tahlillerde görüşmek üzere lütfen yazılara yorum yapın.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com