Osmanlıca Sis, Tevfik Fikret

Merhaba sevgili okuyucular, bu yazıda sizlere ünlü şair Tevfik Fikret’in “Sis” adlı şiirini Osmanlıca metin olarak sizlerle paylaşacağız ve kısaca bir inceleyeceğiz. İlerde tahlil edeceğiz şimdilik osmanlıca metin okumasına devam. Bu yazıda sadece şairin edebi kişiliği, Servet-i Fünun dönemi edebiyatının genel özellikleri ile birlikte değerlendireceğiz. Aynı zamanda Tevfik Fikret’in ruh hali ve yaşadığı istibdat döneminin şiirine olan etkisini de tartışacağız.

Tevfik Fikret’in Edebi Kişiliği: Tevfik Fikret, Türk edebiyatının önemli şairlerinden biridir ve Servet-i Fünun döneminin öncülerindendir. Şiirlerinde genellikle toplumsal eleştirilerde bulunmuş, duygusal yoğunluğa sahip eserler kaleme almıştır. “Sis” adlı şiiri, onun içsel çatışmalarını ve döneminin atmosferini yansıtan önemli bir örnektir.

SİS

Sarmış yine âfâkını bir dûd-ı munannid,
Bir zulmet-i beyzâ ki peyâpey mütezâyid.
Tazyîkının altında silinmiş gibi eşbâh,
Bir tozlu kesâfetten ibâret bütün elvâh;
Bir tozlu ve heybetli kesâfet ki nazarlar
Dikkatle nüfûz eyleyemez gavrine, korkar!


Lâkin sana lâyık bu derin sürte-i muzlim,
Lâyık bu tesettür sana, ey sahn-ı mezâlim!
Ey sahn-ı mezâlim…Evet, ey sahne-i garrâ,
Ey sahne-i zî-şâ’şaa-i hâile-pîrâ!
Ey şa’şaanın, kevkebenin mehdi, mezârı
Şarkın ezelî hâkime-i câzibedârı;
Ey kanlı mahabbetleri bî-lerziş-i nefret
Perverde eden sîne-i meshûf-ı sefâhet;
Ey Marmara’nın mâi der-âguuşu içinde
Ölmüş gibi dalgın uyuyan tûde-i zinde;
Ey köhne Bizans, ey koca fertût-ı müsahhir,
Ey bin kocadan arta kalan bîve-i bâkir;
Hüsnünde henüz tâzeliğin sihri hüveydâ,
Hâlâ titrer üstüne enzâr-ı temâşâ.
Hâriçten, uzaktan açılan gözlere süzgün
Çeşmân-ı kebûdunla ne mûnis görünürsün!
Mûnis, fakat en kirli kadınlar gibi mûnis;
Üstünde coşan giryelerin hepsine bî-his.
Te’sîs olunurken daha, bir dest-i hıyânet
Bünyânına katmış gibi zehr-âbe-i lânet!
Hep levs-i riyâ, dalgalanır zerrelerinde,

Bir zerre-i safvet bulamazsın içerinde.
Hep levs-i riyâ, levs-i hased, levs-i teneffu’;
Yalnız bu… ve yalnız bunun ümmîd-i tereffu’.
Milyonla barındırdığın ecsâd arasından
Kaç nâsiye vardır çıkacak pâk u dirahşan?

Örtün, evet, ey hâile… Örtün, evet, ey şehr;
Örtün ve müebbed uyu, ey fâcire-i dehr!..

Ey debdebeler, tantanalar, şanlar, alaylar;
Kaatil kuleler, kal’alı zindanlı saraylar;
Ey dahme-i mersûs-i havâtır, ulu ma’bed;
Ey gırre sütunlar ki birer dîv-i mukayyed,
Mâzîleri âtîlere nakletmeye me’mûr;
Ey dişleri düşmüş, sırıtan kaafile-i sûr;
Ey kubbeler, ey şanlı mebânî-i münâcât;
Ey doğruluğun mahmil-i ezkârı minârat;
Ey sakfı çökük medreseler, mahkemecikler;
Ey servilerin zıll-ı siyâhında birer yer
Te’mîn edebilmiş nice bin sâil-i sâbir;
“Geçmişlere rahmet!” diyen elvâh-ı mekaabir;
Ey türbeler, ey herbiri pür-velvele bir yâd
İykâz ederek sâmit ü sâkin yatan ecdâd;


Ey ma’reke-i tîn ü gubâr eski sokaklar;
Ey her açılan rahnesi bir vak’a sayıklar
Vîrâneler, ey mekmen-i pür-hâb-ı eşirrâ;
Ey kapkara damlarla birer mâtem-i ber-pâ
Temsîl eden âsûde ve fersûde mesâkin;
Ey her biri bir leyleğe, bir çaylağa mavtın
Gam-dîde ocaklar ki merâretle somurtmuş,
Yıllarca zamandan beri, tütmek ne…unutmuş;
Ey mi’delerin zehr-i tekâzâsı önünde
Her zilleti bel’eyleyen efvâh-ı kadîde;
Ey fazl-ı tabîatle en âmâde ve mün’im
Bir fıtrata makrûn iken aç, âtıl ü âkim;
Her ni’meti, her fazlı, her esbâb-ı rehâyı
Gökten dilenen züll-i tevekkül ki.. mürâyi!
Ey savt-ı kilâb, ey şeref-i nutk ile mümtâz
İnsanda şu nankörlüğü tel’in eden âvâz;
Ey girye-i bî-fâide, ey hande-i zehrîn;
Ey nâtıka-ı acz ü elem, nazra-i nefrîn;
Ey cevf-i esâtîre düşen hâtıra: nâmus;
Ey kıble-i ikbâle çıkan yol: reh-i pâ-bûs;
Ey havf-i müsellâh, ki hasârâtına râci’
Öksüz, dul ağızlardaki her şevke-i tâli’;
Ey şahsa masûniyyet ü hürriyyete makrûn


Bir hakk-ı teneffüs veren efsâne-i kaanûn;
Ey va’d-i muhâl, ey ebedî kizb-i muhakkak,
Ey mahkemelerden mütemâdî sürülen hak;
Ey savlet-i evhâm ile bî-tâb-ı tahassüs
Vicdanlara temdîd edilen gûş-ı tecessüs;
Ey bîm-i tecessüsle kilitlenmiş ağızlar;
Ey gayret-i milliye ki mebgûz u muhakkar;
Ey seyf ü kalem, ey iki mahkûm-ı siyâsî;
Ey behre-i fazl ü edeb, ey çehre-i mensî;
Ey bâr-ı hazerle iki kat gezmeye me’lûf;
Eşrâf ü tevâbi’, koca bir unsûr-ı ma’rûf;
Ey re’s-i fürûberde, ki akpak, fakat iğrenç;
Ey taze kadın, ey onu ta’kîbe koşan genç;
Ey mâder-i hicranzede, ey hemser-i muğber;
Ey kimsesiz, âvâre çocuklar… hele sizler,
Hele sizler…

Örtün, evet, ey hâile… Örtün, evet, ey şehr;
Örtün ve müebbed uyu, ey fâcire-i dehr!…

18 Şubat 1317/3 Mart 1902 (Tanin, 1324/1908, sayı 1)

Şiirin Temaları ve İçerik Analizi: “Sis” adlı şiir, görsel imgelerle dolu, metaforlarla zenginleştirilmiş bir eserdir. Şiirin ana temaları arasında melankoli, yalnızlık, çürüme ve çöküş bulunmaktadır. Tevfik Fikret, içinde bulunduğu toplumsal çalkantıları, çürümüş değerleri ve karamsar bir atmosferi bu şiirinde derin bir şekilde işlemiştir.

Şiirin ana hatlarıyla incelendiğinde, şairin çağına dair eleştiriler içerdiği görülür. “Sis” adeta bir metafor olarak kullanılarak, toplumun ve zamanın örtüsü altında gizlenen çürümüşlük, kirlilik ve umutsuzluk anlatılmaktadır.

Servet-i Fünun Dönemi Edebiyatının Genel Özellikleri: Servet-i Fünun dönemi, Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında, Tanzimat ve Servet-i Fünun edebiyatı arasında bir köprü niteliğinde olmuştur. Bu dönemin edebiyatında bireysel duygular, estetizm ve sembolizm ön plana çıkmıştır. Tevfik Fikret de bu akımın öncülerindendir ve eserlerinde genellikle bireysel duygularını, toplumsal eleştirilerini işlemiştir.

Tevfik Fikret’in Ruh Hali ve İstibdat Dönemi Etkisi: “Sis” adlı şiir, Tevfik Fikret’in içsel çatışmalarını ve istibdat döneminin etkisini yansıtmaktadır. Şair, dönemin baskıcı atmosferini, çürümüş değerleri ve umutsuzluğu şiirinde hissettirmiştir. İstibdat döneminin yarattığı baskı ve karanlık atmosfer, şairin eserlerine derin bir şekilde yansımıştır.

Sonuç: Tevfik Fikret’in “Sis” adlı şiiri, şairin edebi kişiliğini, Servet-i Fünun dönemi edebiyatının genel özelliklerini ve istibdat döneminin etkilerini başarılı bir şekilde yansıtmaktadır. Şiir, zengin imgelerle dolu, derin anlamlar içeren bir eser olarak edebiyat tarihinde önemli bir yer tutmaktadır.

Bu inceleme, Tevfik Fikret’in şiirini daha yakından anlamak ve döneminin edebi atmosferini kavramak isteyen okuyucular için rehberlik etmeyi amaçlamaktadır. Sitemizi takip ederek daha fazla şiir incelemesi ve Osmanlıca metinlere ulaşabilirsiniz. Yorum yapmayı unutmayın.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com