Osmanlıca Metin – Orhan’ın Bayramı | Çeviriyazılı

Merhabalar bu yazıda sizlerle Orhan’ın Bayramı metnini Osmanlıca olarak paylaşacağız. Ayrıca bu yazıda Orhan’ın bayramı’nı günümüz Türkçesi ile çeviriyazılı olarak bulacaksınız.

Orhan’ın Bayramı Osmanlıca

Bir kaç günden beri Orhan’da anlaşılmaz bir hal görülüyordu. Her sabah kalkar kalkmaz takvime koşuyor, eskiyen yaprağı kopararak “on kaldı” ertesi gün “dokuz kaldı” daha ertesi gün “sekiz kaldı” diye her gün azalan bir aded söylüyordu. Sonra giyiniyor mektebe gidiyordu. Bir sabah yine takvimden bir yaprak kopardı. Oh! diye ellerini çırptı. Ve bir kaldı, bir kaldı. Ah!… Anneciğim anlamıyor musun? “Bir kaldı” diye koştu, annesine sarıldı. Annesi Hayretle sordu:
-Ne oluyorsun Orhan?
-Orhan heyecanlı bir sesle:
– Yarın işgal bitiyor anneciğim.. yarın. yarın. Bavulunu benim sırtıma yükletin, çamurlar, yuvarlayan, beni kırbaşlayan işgal ordusu zabiti yarın gidiyor dedi.
Sabiha Hanım gülümseyerek cevap verdi. Aferin çocuğum, böyle sevinçli günleri dikkatle hesaplayarak beklediğine memnun oldum. Haydi, şimdi mektebine git. Çalışın ki bir daha böyle felaketlere uğramayalım!
Orhan gözlerinden sızan sevinç yaşlarını sildi. “Çalışacağım anneciğim” hem çok çalışacağım. Yalnız müsaade ederseniz yarın mektebe gitmeyeceğim. Yarın şeker bayramı gibi bayram yapacağım, dedi. O sırada babası da odaya girdi. Nasıl bayram yapacaksın Orhan? diye sordu.

—Teşrin-i Evvel—
Orhan doğruldu. Ertesi günü yapacağı şeyleri anlatmaya başladı. Yarın sabah güneş doğmadan kalkacağım. Yeni elbisemi yeni pontinlerimi giyeceğim. Komşumuz Salim de benim gibi hazırlanmış olacak. Birlikte sokağa çıkacağız. Evvela fukaraya sadaka vereceğiz. Babası gülerek:
-Kaç kuruş, dedi. Orhan sözüne devamla:
-Benim altı liram var. Bunun üç lirasını Hilal-i Ahmer [Kızılay]’e vereceğim. üç lirasını fukaraya dağıtacağım. Ben bu parayı düşman zabitinin omuzuna yük yüklettiğim günden beri hazırlıyorum. Annesi gülerken:
-Orhan: Kuzum, Anneciğim, sözümü kesmeyin de bitireyim, dedi. Ve anlattı. Sonra doğru Salimlere gideceğiz evvela onun babasının, annesinin bilhassa benim çamurun kaldırıp evlerine götüren ağabeysinin ellerini öpeceğim. Onlara teşekkür edeceğim sonra Salimle Dolmabahçeye gideceğiz.Orada işgal ordusunun son neferi toprağımızdan çekilirken “Yaşasın İstiklal!…” diye bağıracağız. Oradaki fotoğrafçılar sevgili Mehmetçiklerin sayesinde kurtulan güzel İstanbulun halas gününe ait muhtelif resimler çekdireceğiz. Bunları pek mühim bir hatıra olarak saklayacağız. Nasıl Babacığım? pir u garamımız iyi mi? Anneciğim sen ne dersin?
Annesiyle babası, Orhan’ı takdir ettiler. babası o gün Salim Beyleri mâ aile akşam yemeğine davet etsen daha iyi olmaz mı? deyince Orhan, büyük bir sevinçle ellerini çırparak: Oh ne iyi olacak, öyleyse ben bugün Salime söylerim: Yarın akşam beraber bize buyursunlar, dedi.
Orhan, pir u garamını tatbik etti. İşgal ordusunun son neferi çekilirken arkalarından büyük bir sevinçle bağırdı.

“Yaşasın İstiklal”

Daha fazla metin için yorum yapmayı ihmal etmeyin. Teşekkür ederiz.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

2 Cevaplar

  1. Ahmet Camnalbur dedi ki:

    …zabitinin omuzuma yük yüklettiği… olarak düzeltilmesi ricasıyla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com