Osmanlıca, Aşkın odına ey gül yansa cihân-ı şeydâ, Şeyhülislam Yahya

Merhaba sevgili Osmanlıca metin okurları, bu yazıda sizlerle Şeyhülislam Yahya‘ya ait olan bir gazeli sizlerle paylaşacağız ardından yazının devamında Osmanlıca metnin günümüz Türkçesine çevirisini ve en sonunda da şiirin tahlilini yapacağız.

Şeyhülislam Yahya Efendi, 16. ve 17. yüzyılda yaşamış bir âlim ve divan şairidir. Babası da şeyhülislam olan Zekeriya Efendi’nin oğludur. İyi bir eğitim gördükten sonra medrese, kadılık ve kazaskerlik gibi görevlerde bulunmuştur. Üç defa şeyhülislam olarak atanan Yahya Efendi, devletin en yüksek makamına ulaşmıştır. Aynı zamanda divan edebiyatının önde gelen şairlerinden biri olarak kabul edilir. Gazel tarzında çok sayıda şiir yazmıştır. Şiirlerinde aşk, tabiat, hayat gibi konuları işlemiş, rintçe bir bakış açısı sergilemiştir. Şiirlerinde Yahya mahlasını kullanmıştır.

Osmanlıca Metin

Günümüz Türkçesiyle:

Aşkın odına ey gül yansa cihân-ı şeydâ

Her bir avuç külünden bir bülbül ola peydâ

Mülk-i dile o lebden hakkâ ki korku vardır

Câiz ki bir şererden âlem yana serâpâ

Meyhâne-i mahabbet mestânelerle doldu

Peymâneler pür oldu ârif oturma tenhâ

Dil sâftır kederden ammâ güler yüz ister

Hûb olmayana neyler âyîne-i mücellâ

Hâl-i ruhunu gözler zülf-i siyâhın özler

Yahyâ sevâd-ı çeşm ü kalbimdeki süveydâ

Şeyhülislam Yahya

Bu gazelin günümüz Türkçesiyle anlamı ise şöyle:

Ey gül (gibi güzel)! Senin aşkının ateşiyle, bu çılgın âşığı andıran dünya yansa yakılsa her bir avuç kü­lünden bir bülbül ortaya çıkar (ve tekrar senin güzelliğini dillendirmeye devam eder).

Gönül mülküne o dudaktan gerçekten bir korku vardır. Bütün dünyanın bir kıvılcımdan dolayı baştanbaşa yanması mümkündür.

Aşk meyhanesi sarhoşlarla doldu. Ey irfan sa­hibi, artık kadehler doldu, (bir köşeye çekilip de) tek ba­şına oturma.

Gönül kederden temizdir, ama güler yüz ister. Güzel olmayan için, cilâlanmış, lekesiz bir ayna ne yapa­bilir?

Ey Yahya! Gözümün siyahı (gözbebeğim) ve kalbimdeki siyah nokta (kalbimin en mutena köşesi) o sevgilinin yanağının siyah benini ve siyah saçını özle­mektedir.

Şiirin Tahlili:

Bu şiir, Şeyhülislam Yahya’nın (ö. 1566) divan edebiyatının en önemli türlerinden biri olan gazel şeklinde yazılmış bir eseridir. Gazel, genellikle aşk, sevgili, ayrılık, özlem gibi konuları işleyen ve belli bir vezin ve kafiye düzenine göre kurulan bir şiir biçimidir. Divan edebiyatında gazel yazmak bir sanat ve ustalık işi olarak kabul edilir. Bu şiirde de Şeyhülislam Yahya, aşkın gücü ve etkisi üzerine sanatlı ve süslü bir dille konuşur.

Şiirin ilk beytinde, aşkın oduna gülün atılmasıyla dünyanın tutuştuğu ve her avuç külünden bir bülbülün doğduğu söylenir. Bu beyitte, gül ve bülbül divan edebiyatının klasik sembolleri olarak kullanılır. Gül sevgiliyi, bülbül de âşığı temsil eder. Aşkın oduna gülün atılması sevgilinin âşığa yaklaşması veya âşığın sevgiliye ulaşması anlamına gelir. Bu durumda dünya âşıklarla dolacak ve her bülbül sevgilisine özlemle şarkılar söyleyecektir.

Şiirin ikinci beytinde, sevgilinin dudağından çıkan sözlerin kalbi yakacak kadar güçlü olduğu belirtilir. Sevgilinin dudağına mülk-i dil yani kalbin mülkü denmesi, âşığın sevgiliye olan bağlılığını ve teslimiyetini gösterir. Sevgilinin sözleri ise hem tatlı hem de acı vericidir. Bu yüzden âşığın kalbi hem sevinç hem de korku duyar.

Şiirin üçüncü beytinde, aşk meyhanesinin mestanelerle yani sarhoşlarla dolduğu ifade edilir. Aşk meyhanesi tasavvufi bir kavramdır ve aşkın içildiği yer anlamına gelir. Aşık da bu meyhanede aşktan sarhoş olur ve kendinden geçer. Şair burada ârif oturma tenhâ diyerek kendisine seslenir. Ârif tasavvufi bir terimdir ve hakikati bilen, gerçeği gören kişi demektir. Şair kendisini böyle tanımlayarak aşkın sırlarına vakıf olduğunu söyler. Ancak bu sırada yalnız kalmaması gerektiğini de belirtir. Çünkü aşk paylaşılarak yaşanır.

Şiirin dördüncü beytinde, kalbin temiz olduğu ancak gülen bir yüz istediği söylenir. Burada kalp âşığın kalbini, gülen yüz de sevgilinin yüzünü simgeler. Âşığın kalbi kederden arınmıştır ama sevgilinin tebessümüne muhtaçtır. Sevgili ise soğuk ve mesafelidir. Bu yüzden âşığa neyler âyîne-i mücellâ diye sorulur. Âyîne-i mücellâ pırıl pırıl bir ayna demektir. Burada sevgiliyi tanımlamak için kullanılır. Sevgili güzel ve parlak bir aynadır ama bu ayna âşığa yansımaz.

Şiirin son beytinde, şair mahlasını yani takma adını kullanarak şiiri bitirir. Divan şiirinde son beyit, şairin adını ya da mahlasını kullandığı beyittir. Bu geleneğe taç beyit ya da makta denir.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com