Vatan İçin Nöbetteyiz

Selamlar güzel ülkemin güzel insanları.

(Düşündüm de bu yazı şöyle bir müzik eşliğinde okunmalıdır)

Bir kez daha seviyorum sizi. En baştan. Çanakkale kahramanlarını sever gibi seviyorum. Ve şehitler… hüzünlü bir gurur yaşıyorum Halisdemir denildikçe. Daha adlarını sayamadığım niceleri. Vatan millet aşkıyla yanan yüreklerinizden öpüyorum. Yedi düvele vatan sevmek nedir öğreten bir milletin mensubu olduğum için gurur duyuyorum.

Darbelere ile’l ebet dur diyen kahraman insanlar. Ölmeyi göze alarak vatan aşkına, demokrası için din-i mübin-i islam için yollara çıkan güzel insanlar. Sizleri en içten duygularımla ve muhabbetle selamlıyorum.

#MilletçeMeydanlara çıkıp bu Fetö denen müslüman kılığına bürünmüş deccalin oyunlarını bozduk. Meydanlar namus namusumuzu çiğnememek için bekledik. #Nöbet tuttuk. Zafer bizimdir. Zafer demokrasinindir. Verdiğimiz oy’un sonuna kadar arkasında durduk. Sadece kendi partim için demiyorum. Çünkü darbe başarılı olsa tüm parti liderleri ertesi gün derdest edilecekti. Bunun bilinciyle çıktık #OmuzOmuza mücadele verdik.

Dezenformasyon yapmaya kalkan hainlerin oyunlarına gelmedik. Provakasyonlara gelmedik. İkinci zaferimiz kendimize, öfkemize karşı kazandığımız bu zaferdir.

Şimdi ise temizlik zamanı.

Devletimizi pisliklerden arındırırken meydanlar bize emanet.

Emniyet güçlerimize “Siz temizliğe devam edin, nöbeti biz tutarız.” diyebilmek için yine meydanlardayız. Ta ki Başkomutan emredene kadar. Nitekim Komutan emir vermeden esas duruş bozulamaz.

Şehitlerimize dualar ediyoruz her namazda. Şehitlerimiz için endişe etmeyin onlar Hazret-i Peygambere komşu oldu. Geriye kalan gözü yaşlı yetimler için endişe edin. Onlar için Başbakanlığın başlatmış olduğu kampanya görselini paylaşıyorum üzerinde hesap numaraları var.

Şehitler İÇin Hesap Numaraları

Köprüde elinde bayrakla tankın üzerine yürüyecek kadar cesur olamadık belki ama geriye kalan yetimlere sahip çıkacak kadar mert olmalıyız. Defalarca tank geçmedi üzerimizden ama bir gazinin belki de hiç iyileşmeyecek yaralarını sarmaya çabalamalıyız. Devletimizin buna gücü yeter elbet ama bazen İbrahim’in ateşine su taşıyan karınca olmak lazımdır.

Darbe günü ile ilgili yeni videolar geliyor. Halisdemir’in nasıl bir kahraman olduğunu gözyaşları ile izledim. Tabi sonra millet korkaktır diyen eski Saman gazetesi yazarını da. Millet korkaktır sokağa çıkmaz diyen “darbe oldu” diye altyazı geçin kimse çıkmaz diyeni de. Fethullahçı Teröristlerin milleti hiç tanımadığını gördüm. Herkesi kendileri gibi korkak ve sinsi bellemişlerdi. Kendileri gibi çıkarcı, ‘bana dokunmasın da’ anlayışından sanmışlardı. Yanıldıklarını daha cümleleri bitmeden gördüler. Bayraklarımız, şehadetimiz, cesaretimiz birer tokat gibi oldu yüzlerine. Nasıl yani? dediler.

Cumhurbaşkanının “sokağa” çağrısı o kadar korkuttu ki onları. Milleti yeniden aşağılayıp “siz nerden bileceksiniz mermilere karşı koymayı, dönün evinize” dediler.

28 Şubatta bunların gerçek yüzünü görmüştüm. Postal yalayıcıydılar. Erbakan hükümetine karşı askerin yanında yer alıp “artık bırakın” demişlerdi. şimdi yine aynı üslup evinizden çıkmayın. İç savaş çıkar. Biz zaten savaşın en büyüğünü yaptık o gece.

Sokağa çıkma yasağı var dedi hainler bildirilerinde. Koştuk sokaklara…

ama

daha cesur olanlar da vardı. Darbe bildirisini duyar duymaz kışlaların önüne koşan. Emek emek biriktirdiği aracını tankların önüne set çeken. Belki bir daha yenisini alamayacağı tankerini otomobilini kamyonunu kışla önlerine çekenler, yolları tanklara kapatanlar, darbeyi duyup kışlanın önüne iş makinesi çeken harfiyatçılar, kurşunlara hedef olmayı göze alanlar…

Bizim gibi ne olduğunu anlamaya çalışmak yerine en kötüsünü düşünüp hemen koşanlar asıl kahramanlardı. Biz ise cephe gerisinde öncülere yardım edenlerdik sadece. Asıl onlar durdurdu darbeyi. Böyle bir şehadet fırsatı varken yine kaçırdık peygambere komşu olma fırsatını.

Bir dede koşuyor koltuk değnekleriyle, daha doğrusu koşmaya çalışıyor. Araba ile yanında geçen genç kameraya alıyor onu. Soruyor “Dede sen nereye koşuyorsun?” Dedenin cevabı tarihe düşülen bir not: “Cennete… cennete…”

En çok eskiler bilir darbeyi. Nasıl bir şey olduğunu ne sıkıntılara neden olduğunu. Darbeyi fetöcülerden başka isteyen kimse yok zaten. En çok eskiler bilir darbeyi demiştim ya. Televizyon izlerken trt haber birden 7 kez üst üste hava durumu yayınlayınca babam bu hiç hayra alamet değil darbe olmasın sakın demiş anneme.

Şimdi beni de darbe yaşamış insanın tedirginliği sardı. TRT izlerken en ufak bir canlı yayın aksaklığında bile yüreğim ağzıma geliyor. Bir uplink arızası ya da bir canlı yayın hatası endişeye sevk ediyor hemen beni. 15 temmuz akşamının travmasını halen atlatabilmiş değilim. İyi ki de böyleyim iyi ki de böyleyiz. Yoksa meydanlara bu denli güçlü çıkamazdık.

Sanmayın meydanlara korkusuz olduğumuzdan çıkıyoruz. Hayır aslında ülkemizi kaybetmekten korktuğumuzdan çıkıyoruz. Korkusuz olduğundan atlamadı bu millet mermilerin önüne korktuğu için atladı. Demokrasiyi Reis-i Cumhurunu kaybetmemek için tankların önüne atladı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com