Divan Şiirinde Mazmunlar

Merhaba arkadaşlar, bugün sizlere mazmûn adlı bir edebi sanattan bahsedeceğim. Mazmûn, Divan edebiyatında çok önemli bir yere sahip olan ve şiirlerde sıkça kullanılan bir sanattır. Peki nedir mazmûn? Nasıl ortaya çıkmıştır? Hangi şairler mazmûnu en iyi şekilde kullanmıştır? Bu soruların cevabını bu yazımda bulabilirsiniz. Çok uzatmadan özetle bir yazı olacak.

Mazmûn, kısaca “ima yoluyla anlatım” olarak tanımlanabilir. Yani şair, duygu ve düşüncelerini doğrudan söylemek yerine, dolaylı bir şekilde ima eder. Böylece şiire hem derinlik hem de güzellik katar. Mazmûnun kökeni Arapça’da “anlamak” anlamına gelen “zamana” fiiline dayanır. Divan edebiyatında ise mazmûn, Farsça’da “içerik” anlamına gelen “ma’na” kelimesinin karşılığı olarak kullanılmıştır.

Mazmûnun ortaya çıkışı, Divan edebiyatının başlangıcıyla eş zamanlıdır. Zira Divan şairleri, kendilerinden önceki şairlerin söylediklerini tekrarlamak yerine, yeni ve orijinal mazmûnlar bulmaya çalışmışlardır. Bu da onların zekâsını, hayal gücünü ve kültür seviyesini gösterir. Mazmûnun en çok kullanıldığı alan ise aşk şiirleridir. Aşkın binbir türlü hali, mazmûnlarla anlatılmıştır.

Divan edebiyatında mazmûnu en iyi şekilde kullanan şairlerden bazıları şunlardır: Fuzuli, Baki, Nef’i, Nedim, Şeyh Galip… Bu şairlerin şiirlerinde mazmûnu bulmak için dikkatli bir şekilde okumak gerekir. Çünkü mazmûn, bazen bir kelimeye, bazen bir tümceye, bazen de bir beyite gizlenmiştir. İşte size bu şairlerden bazı örnekler:

Fuzuli:

Gözüm yaşlıdır sebebi nedendir bilmem
Giryedir gönlüm sebebi nedendir bilmem
Bir bîçâre gördüm ki halinden perîşandır
Kimdir nedendir kimindir bilmem

Bu beyitte Fuzuli, aşk acısından gözleri yaşlı olan ve gönlü yaralı olan birini görür. Ancak bu kişinin kim olduğunu, neden böyle olduğunu ve kime aşık olduğunu bilmediğini söyler. Burada mazmûn olarak Fuzuli’nin kendisini ima ettiği anlaşılır. Yani Fuzuli aslında kendisinin halini anlatırken başkasını göstermiştir.

Baki:

Gül devr-i âlemde bir nihâlden ibârettir
Hâk-i rengin görse ne hâlden ibârettir

Bu beyitte Baki, gülün dünyada bir yapraktan ibaret olduğunu söyler. Ancak gülün renginin toprağa karıştığını görse ne halde olduğunu anlayacağını ima eder. Burada mazmûn olarak Baki’nin gülü aşkın sembolü olarak kullandığı ve aşıkların da gül gibi solup gideceğini belirttiği anlaşılır.

Nef’i:

Sözümüz âh u figândan ibâret değildir
Bir gün olsun gam-ı aşktan azâdet değildir
Bizim derdimiz kimseye nakl olunacak değil
Çünkü derdimiz derd-i derundan ibâret değildir

Bu beyitte Nef’i, sözlerinin sadece ah ve iniltiden ibaret olmadığını söyler. Ancak aşkın gamından bir gün olsun kurtulmadığını da belirtir. Sonra da derdinin kimseye anlatılamayacak kadar derin olduğunu ima eder. Burada mazmûn olarak Nef’i’nin aşkını gizli tuttuğu ve sadece kendisinin bildiği anlaşılır.

Nedim:

Gördüm ki bâde-i seherde bir bülbül şâd idi
Gülzâr-ı dilde bir gül-i handân-ı bâd idi
Dedim ki ey bülbül-i şeydâ neş’eli olma
Bilmez misin ki o gülün vücûdu hayâlden ibâret idi

Bu beyitte Nedim, sabah esintisinde bir bülbülün mutlu olduğunu görür. Çünkü kalbinin bahçesinde gülen bir gül vardır. Ancak Nedim, bülbüle neşeli olmamasını söyler. Çünkü o gülün varlığının hayalden ibaret olduğunu ima eder. Burada mazmûn olarak Nedim’in bülbülü kendisi, gülü de sevdiği kadın olarak kullandığı ve aşkının karşılıksız olduğunu anlattığı anlaşılır.

Şeyh Galip:

Hüsn ü aşk ile meşgul olan âlemde kim var
Bir ben miyim ki hâlimden âgâh olan kim var
Bir ben miyim ki gönlümde hüsn ü aşkın izi
Bir ben miyim ki gözümde hüsn ü aşkın nûru

Bu beyitte Şeyh Galip, güzellik ve aşkla meşgul olan dünyada kimin olduğunu sorar. Kendisinden başka halinden haberdar olan kimin olduğunu sorar. Kendisinden başka gönlünde güzellik ve aşkın izi olan kimin olduğunu sorar. Kendisinden başka gözünde güzellik ve aşkın nuru olan kimin olduğunu sorar. Burada mazmûn olarak Şeyh Galip’in kendisini güzellik ve aşkın tek sahibi olarak gösterdiği ve bununla övündüğü anlaşılır.

Arkadaşlar, bu yazımda sizlere mazmûn adlı bir edebi sanattan bahsettim. Umarım siz de bu sanatı beğenmişsinizdir. Mazmûn, Divan edebiyatının en zengin ve en güzel sanatlarından biridir. Mazmûn sayesinde şairler, duygu ve düşüncelerini dolaylı bir şekilde ifade ederek şiirlerine hem derinlik hem de güzellik katmışlardır. Mazmûnun anlaşılması için ise şiirleri dikkatli bir şekilde okumak ve şairlerin kültür dünyasına girmek gerekir. Böylece mazmûnun sırrına erişebilir ve şiirlerin tadına varabiliriz.

Yazımı burada bitiriyorum. Siz de yorumlarınızda mazmûn hakkındaki düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere hoşçakalın.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com