Milli Edebiyat Döneminin Edebiyat Tarihi Açısından Önemi Nedir?

Millî Edebiyatın tarihî aralığının belirlenmesi, edebiyat tarihçileri arasında bir tartışma konusu olmuştur. Bu tartışmanın temel sebebi, bu edebî cereyanın başlangıç noktasının belirlenmesinde kullanılan ölçütlerin çeşitliliğidir. Kimi tarihçiler, 1911 yılında Ömer Seyfettin’in “Yeni Lisan” makalesinin yayımlandığı tarihi esas alırken, kimileri Mehmet Emin Yurdakul’un 1897 yılında yayımlanan “Türkçe Şiirler”ini örnek gösterirler. Diğer tarihçiler ise 1908 Meşrutiyet’in ilanını referans almaktadırlar. Bu nedenle, millî edebiyatın başlangıç tarihi konusunda ortak bir fikre ulaşmak zor olabilir.

Ancak, millî edebiyat düşüncesinin her dönemde var olduğu ve yazın dünyasında etkili olduğu açıktır. Öte yandan, millî edebiyatın büyük bir edebiyat hareketi olarak kabul edilmesi, Mehmet Emin Yurdakul, Ömer Seyfettin ve Ziya Gökalp gibi yazarların millî kaynaklara dönüş hareketi başlatmaları sonucu gerçekleşmiştir. Millî Edebiyat’ın ortaya çıkışı, Mehmet Emin Yurdakul’un “Anadolu’dan Bir Ses Yahut Cenge Giderken” şiirindeki “Ben bir Türk’üm, dinim, cinsim uludur” mısrasıyla simgelenen bir bilinçlenme hareketidir. Bu mısra, Türk milletinin kendisini diğer milletlerden ayrıştırma bilincini ifade eder. Osmanlı Devleti’nin çoklu etnik, kültürel ve dini yapısı dikkate alındığında, bu bilinçlenme hareketi devletin çözülme sürecinde bir tepkidir. Ancak, millî edebiyatın tarihî aralığının tartışmalı olması, millî edebiyatın önemini azaltmaz.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com