Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı (ÖABT Notlarım)

Bu yazıda siz bendelimiyim.com ziyaretçileri için Cumhuriyet dönemi türk edebiyatının genel özelliklerini aktaracağım. Başarılar dilerim.

Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatı 1923’ten başlayarak günümüze kadar devam eden uzun bir süreci kapsar. Bu süreçte edebiyatı etkileyen pek çok sosyal, siyasal, kültürel değişim yaşanmış, edebî hareket oluşturulmuştur.

Cumhuriyetin ilanına kadarki son altmış yıl içinde, edebiyat alanında gösterilen modernleşme ve yenileşme çabalan cumhuriyetin ilanından sonra da devam ettirilir. Ancak bu kez sanatçılar bildikleri devlet düzeninden farklı olarak yeni kurulmuş sosyal ve siyasal bir ortamda, bu ortamın sağladığı imkânlarla Türk edebiyatını modernleştirmeye ve yetkinleştirmeye çalışırlar.

Özellikle 1923-1940 yılları arasında yani Atatürk döneminde yapılan inkılaplar, açılan sosyal kurumlar ve çıkarılan kanunlarla siyasal anlamda Türkiye yeni ve daha modern bir çehreye kavuşturulur. Bu köklü değişim, doğal olarak halkın sosyal hayatını da etkiler. İnsanların ihtiyaç ve beklentileri değişir. Diğer bütün alanlarda olduğu gibi edebiyat da bu değişime paralel olarak yeniden şekillenir.

Altı yüzyıl süren mutlakiyetçi devlet düzeni yıkılıp cumhuriyet esaslarına bağlı yeni bir devlet düzenine geçilir. Öncelikle Ankara başkent yapılır. Bu gelişme, sonraki yıllarda Anadolu’nun edebî eserlere taşınmasında önemli bir etken olur. Edebî eserlerde yakından tanınan Anadolu insanının gerçeklerine, sorunlarına yönelmeye başlanır.

Hilafet kaldırılarak devletin bir müdürlüğü olmak kaydıyla Diyanet İşleri kurulur. Dinî okullar, tekke ve zaviyeler, şeriyye mahkemeleri kapatıldıktan hemen sonra Türk Medenî Kanunu çıkarılır. Böylece dinin devlet yönetimine etkisi önlenir. Din, insanın kişisel yaşayışı ve vicdanıyla sınırlı bir hâle dönüştürülerek laiklik ilkesi pekiştirilir. Bu yıllardan sonra 1970’lere kadar da edebiyatta baskın bir dinî bakış açısı pek görülmez.

1928’de Latin harflerine geçilir. Bu gelişme edebiyat üzerinde dönüştürücü bir etki yaratır. İlerleyen yıllarda halkevlerinin, Türk Dil Kurumu’nun, Türk Tarih Kurumu’nun kurulması edebiyatın daha geniş kitlelere ulaşmasında rol oynar; özellikle Atatürk dönemi boyunca edebiyatta inkılapçı eğilimin gelişimini sağlar.

1940’tan sonra Tercüme Odası’nın çalışmalarıyla Batı kökenli klasikler hızlı bir şekilde dile kazandırırken, Yunan, Latin ve İslam klasik eserleri de Türkçeye çevrilir. Türk aydını daha geniş bir kaynak arşivine sahip olur, dünya sanat ve edebiyat hayatını ilk metinlerinden tanıma imkânı bulur. Batı’dan öğrenilen anlatım biçimleri başarılı bir şekilde uygulanmaya başlanır. Varoluşçuluk, gerçeküstücülük gibi düşünce akımlarının etkisiyle 1950 sonrasında Türk edebiyatı daha özgün ve bireysel bir yapıya kavuşur.

Türk edebiyatı, cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan her türden değişiklik ve gelişmeyle birlikte olgunlaşmaya başlar.

Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatı, önceki dönem edebiyatlarına nazaran daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Devletin, toplumun ve bireyin yenileşme gayretleri edebî alanda kimi zaman birbiriyle paralel, kimi zaman da birbirine tamamen aykırı yaklaşımların geliştirilmesini sağlar. Bazı yaklaşım tarzları Cumhuriyet Dönemi boyunca, belli bir sisteme dönüştürülmeden edebî eserlere yansırken bazıları ise sistemleştirilerek bir ekol hâline getirilir. Bu açıdan Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatını türlere ayırarak incelemek, türlerin kronolojik zaman içindeki gelişimini takip etmek bu dönem edebiyatının genel özelliklerini kavramak için doğru bir yaklaşım olacaktır.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

1 Cevap

  1. 1 Temmuz 2015

    […] yazıda Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı (ÖABT Notlarım) hakkında kısa bilgiler vermiştik. Bu bölümde ise Cumhuriyet dönemindeki şiir anlayışları […]

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com