Cihanun gönli bir canun cemali ayına düşmiş, Zati Gazel Tahlili

Merhabalar, Zati Divanından 581’inci gazelin tahlilini bu yazıda sizlerle paylaşacağız. Bu yazıda Ozan Ufuk Aydemir‘in Zati Divanı Gazel Şerhi isimli bitirme tezinden aynen alıntı yapıyorum. Kendisine tezinden şerhler paylaşmama izin verdiği için teşekkür ediyorum.

Daha önce 580’inci gazelini sizlerle paylaşmıştık.

Telif bilgileri: Resim pen_ash tarafından Pixabay‘a yüklendi.

Cihânuñ göñli bir cânuñ cemâli ayına düşmiş
Ḫudânun lûṭfına anuñ cemâli âyine düşmiş

Kelimeler:

Âyine : ayna

Nesre çeviri

a) : Bir cânuñ cemâli cihânuñ göñli ayına düşmiş; Ḫudânun lûṭfına anuñ cemâli âyine düşmiş.

Nesre çeviri

b) :Bir canın yüzünün güzelliği dünyanın gönlünün ayına düşmüş; Allah’ın yardım ve müsaadesi ise onun aynasına yüz güzelliği olarak düşmüştür.

Zâtî, “düşmiş ve cemâl” kelimelerini birinci beyitte iki kez tekrarlayarak tekrir sanatı yapmıştır. Birinci dizede kullandığı “cânuñ” sözcüğünün bir harf eksiği olan “anuñ” sözcüğünü kullanarak cinas-ı mutarraf sanatı yapmıştır. Aynı zamanda insanın yüzünün güzelliğinin Allah tarafından özenilerek yapıldığının ve Onun dünyadaki yansıması olduğuna yani dünyada tecelli ettiği belirtilmektedir yani telmih sanatı bulunmaktadır.

İşitdük cümle hûbâna Ḫıṭâdan armaġan gelmiş
Bu zülf-i müşg-i Çîn başdan nigaruñ pâyına düşmiş

Kelimeler:

Hûbân : Güzeller, iyiler
Hıtâ: Hata ülkesi, Çin’in kuzeyi ile Türkistan topraklarına verilen ad. Bugünkü sınırları Moğolistan ve Mançurya ile Sibirya topraklarının bir bölümünde kalır. M.s. 10. asırdan itibaren Moğolların “Hatâ” adlı kabilesi bu bölgede yaşadığından bu adla anılmıştır. “Hıtâ veya Huten” şekilleriyle de kullanılan bu kelime özellikle âhû ve misk ile birlikte kullanılır.
Müşg : Misk
Nigar: Resim, resim gibi güzel sevgili.
Çîn: Kıvrım, büklüm, çatıklık, buruşukluk.

Nesre çeviri

a) : İşitdük cümle hûbâna Ḫıṭâdan armaġan gelmiş; bu zülf-i müşg-i Çîn başdan nigaruñ pâyına düşmiş. Nesre çeviri

b) : Duyduk ki bütün güzeller Doğu Türkistan ülkesinden hediye gelmiş; bu saçı misk kokulu resim gibi güzel, baştan başa nakışlarla süslü sevgili Çin’in payına düştü.

Zâtî, bu beyitte Hıtâ ile Moğolların bir kabilesine telmihte bulunmaktadır. Yine Hıtâ ve Çin kelimeleri ile tenasüp sanatına başvurmaktadır. Misk kelimesi ise tevriyeli olarak kullanılmaktadır. Çin, Hıtâ kelimeleri miskin çıktığı yeri belirtir.

Cihânı sâk-ı sîmîni helak eylerdi cânânuñ
Tazarru eyleyüb dâmânı illâ pâyına düşmiş

Kelimeler:

Sîmîn: Gümüşten, gümüş gibi, gümüşe benzer
Tazarru: Kendini alçaltarak yalvarma
Dâmân: etek
İllâ: … den başka, meğer. 2. aksi halde 3. ille, mutlaka 4. yalnız

Nesre çeviri

a) Cânânuñ tazarru eyleyüb cihânı sâk-ı sîmîni helak eylerdi illâ pâyına dâmânı düşmiş.

Nesre çeviri

b) Sevgilin kendini alçaltarak gümüşten yapılmış sâka yalvarsaydı mahvolurdu şimdiden sonra payına sadece etek düşmektedir.

Zâtî, “ sâk-ı sîmîn” diyerek teşbih sanatına başvurmaktadur. “ tazarru, cânân” kelimeleri ise tezat anlamda kullanılmaktadır. Çünü Divân Edebiyatı’nda sevgili asla yalvarmamaktadır. “Eylemek” eylemi her iki dizede de kullanıldığı için tekrir sanatı bulunmaktadır.

Yürekler yaḳuban cânâ bu yanmaḳ rûz-ı kısmetde
Senüñ ḥüsn-i dil-efrûzuñla nâlem nâyına düşmiş

Kelimeler:

Nâle: İnleme, inilti
Nây: 1. Kamış 2. müz. Ney, kamıştan yapılan düdük.

Nesre çeviri

a) Cânâ bu yanmaḳ rûz-ı kısmetde senüñ ḥüsn-i dil-efrûzuñla nâlem nâyına düşmiş yürekler yaḳuban.

Nesre çeviri

b) Ey sevgili! Bu yanmak şans gününde gönlü aydınlatanın güzelliği neyin sesine yansımış acı acı inlemekte ve yürekleri yakmaktadır.


Şair, “ cânâ” diyerek sevgilisine seslenmektedir ve nida sanatına başvurmuştur. “ yürek yakuban” sözü irsal-i mesel sanatına başvurmuş aynı zamanda da mübâlâğa sanatını kullanmıştır. “ Yakuban, yanmak” kelimeleri ile de tenasüp sanatı kullanılmıştır. “Nâlem nâyına” ile müzik aleti olan neyden çıkan sesin etkisini belirtmek amacıyla inlemektedir demektedir. İnlemek insanlara ait bir özellik olup bu özellik neye atfedilmiştir. Yani teşbih sanatına başvurmuştur. Aynı zamanda ikinci dizede kullanılan “efrûz” sözcüğünün içinde ayrı bir sözcük olarak bulunan “rûz” sözcüğünü birinci dizede kullanarak cinas-ı mükerrer sanatına başvurmaktadır.

Binâ-yi âdeme bennâ-yi Ḳudret urıcaḳ bünyâd
Binası veh ki Ẕâtî’nüñ melâmet câyına düşmiş

Kelimeler:

Bennâ: Yapı yapan, mimar, kalfa, dülger
Bünyâd: 1. asıl, esas, temel 2. binâ, yapı
Cây: Yer

Nesre çeviri

a) Binâ-yi âdeme bünyâd bennâ-yi Ḳudret urıcaḳ veh ki binası Ẕâtî’nüñ melâmet câyına düşmiş.

b) İnsanlara esas evi/kalacak yeri mimarın kudreti yapacaktır. Eyvahlar olsun ki binası Zâtî’nin kınanmış, ayıplanmış yerine denk gelmektedir. Zâti, gazelin son beyitinde “ benna-yı Kudret” diyerek yaratıcıyı yani Allah’ı kastetmektedir. Onu mimara benzeterek insanın evini yani dünyayı inşa edeceğini belirtmiştir. Yani teşbih sanatına başvurmaktadır. “ Binâ, bennâ” kelimeleri ile de tenasüp sanatına başvurmaktadır. Zâtî yine kendisini mahlasından ayırarak tecrid sanatına başvurmuştur.

Eserin vezni:

Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün
∙ – – – / ∙ – – – / ∙ – – – / ∙ – – –

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com